• bugün (38)
/ 2  
  1. yıllarca motorun o homurtusunu ruh diye pazarladılar ama elektrikli bir araca geçince anlıyorsun ki aslında bindiğin şey yürüyen bir traktörmüş. gaza basınca koltuğa yapışmak yerine vites geçişi beklemek, o titreşimi iliklerine kadar hissetmek artık bana mağara duvarına resim çizmek kadar ilkel geliyor. sessizliğin ve torkun verdiği o pürüzsüz his varken, egzoz dumanı solumayı romantize etmek de ne bileyim, biraz garip.

    işin ekonomik boyutu ayrı bir dünya zaten, sanayi sitesindeki ustayla kanka olmayı özleyeceğimi hiç sanmıyorum. şarj istasyonu arama derdi var diyorlar ama benzin istasyonundaki o yoğun mazot kokusunu ve haftalık maaşı pompaya bırakma ritüelini düşününce, kabloyu takıp keyfime bakmak bana her türlü daha mantıklı geliyor.