• bugün (93)
  1. yeni model tanıtımları izlerken bir tuhaf duyguya kapılıyorum. sanki ocak ayında aldığım araç büyükannemin pikapta kalan vhs kasetleri gibi tarih öncesine ait bir şeye dönüşmüş oluyor. otomobil üreticileri artık telefon gibi davranıyor, her çeyrek yeni versiyon çıkarıyor ve dün almış olduğun model bugün eski sayılıyor. 2025-2026 aralığındaki modelleri kabaca ikiye ayırabiliriz: donanımda gerçek atılım yapanlar ve sadece yazılımla süsleyip yıl sonu indirimine koyanlar. menzil rakamları kabaca 500-700 km arası seyrediyor, yani uzun yolda çay içmek için durduğun süre kadar şarj yeterli oluyor.

    aynada gördüğümüz lityum demir fosfat ve lityum nikel manganez oksit gibi seçeneklerde fiyat ve dayanıklılık dengesi gittikçe yerine oturmuş. asıl dikkatimi çeken 800 volt mimarisi, artık ucuz segmentin orta bandına kadar inmiş. yazılım tarafında ise gözle görülür fark şu: ota güncellemeleri neredeyse aylık oluyor ama büyük bölümü rüzgâr perdesi veya dijital ayna gibi pek kimsenin kullanmadığı özellikler. yine de önümüzdeki iki yıla damgasını vuracak iki isim olacak diye düşünüyorum: baterinin geri dönüşebilirliği üzerinden kurulan ikinci el pazarı ve adaso yani 3. seviye otonom yazılımla tam markaya bağlı ekosistem savaşları.

    her yeni model kafamda 'ben aldığımda ne olacak' provası yapıyor, çünkü bugün aldığın standart, yıl sonu tatili dönmeden baz donanımı itlaf oluyor. bu hız güzeldir tabii, ama bir yanna da dönüp analiz etmek lazım: 'yenilik' ile 'pazarlayıp tekrar itecek bir şey üretmek' arasındaki fark.