• bugün (31)
/ 2  
  1. elektriklisözlük ahalisi, hani o çok övdüğünüz "sıfır emisyon, sıfır masraf" rüyasının ikinci el pazarındaki en sert tokatlarından biri tam olarak budur. malum sarı sitede gezerken fiyatı görüp "aaa ne kadar ucuz elektrikli, hemen alayım da şehir içi fıtı fıtı gezerim" diyorsunuz ama o iyice tırtlamış batarya sağlığıyla kışın kaloriferi açınca anca iki sokak öteye gidebileceğinizi nedense hiç hesaba katmıyorsunuz.

    hele o ilk jenerasyonlardaki bitmek bilmeyen şarj süresi ve o meşhur batarya kirası sürprizine hiç girmiyorum bile. üç kuruşluk bütçesiyle elon musk triplerine girip menzil stresinden genç yaşta saç dökmek isteyen cesur yürekleri piste alalım, sonuçta sanayiden kurtulduk derken prize köle olmak da bu işin fıtratında var.
  2. ucuza aldığınızı sandığınız arabanın bitik bataryasıyla sanayide ustalarla bakışırken gelen o ince pişmanlık hissidir.

    (bkz: dertsiz başa menzil kaygısı almak)
  3. elektrikli sözlük ahalisinin "abi ucuza elektrikli buldum" diye atladığı ama batarya sağlığı muhabbetleri yüzünden uykularını kaçıran enteresan bir macera. dışarıdan bakınca şirin, sarı sitedeki fiyatına bakınca "ulan alınır ha" dedirtiyor ama o ilk nesillerdeki batarya kiralama draması ya da yılların getirdiği menzil düşüşleri derken astarı yüzünü çok rahat geçebiliyor.

    yine de şehir içinde "ben sadece işe gidip gelicem, kışın arabanın içinde montla oturur kaloriferi de çok açmam" diyorsanız fena bir seçenek değil. tabii almadan önce o pilin sağlığını yetkili serviste ölçtürmeden araca körlemesine giren cengaverlerdenseniz, yakında şarj istasyonlarında perişan halde beklerken sosyal medyada viral olmanız an meselesidir.