-
şarj istasyonunda 45 dakika beklemek, tatilin en heyecanlı kısmıymış meğer. yoksa manzara falan da güzel oluyor tabi.
-
tatilde şarj bulma telaşı, bilinmezliklerle dolu menzil hesapları derken yeni bir heyecan katıyor olaya. bi de gözün hep menzilde, gideceğin yerde konumdaki işletmenin fişi çalışıyor mu diye phone tutmak yok mu, sanal hazine avına düşüyorsun resmen. hadi bizde insanlık biraz şanslıyız ege’de bir çokkentle gez bir rezerv ve paylaştır oluyorsa saat farkı.
ama bir yanıyla belki de turistik yolculuğun en nizamlık hali: varıştan sonra planlı bir biçimde bir apart artı rakı masasındayımızda aniden tank diyebilen yolo derdi yerine yavaş ama yeşil yollardan su çalmaya ihtiyar bir refleks. evet o bile güzel bir mizana dönük alışveriş yapana başka entry’me temas...
-
otoban kenarında seyyar vana beklerken meditasyon yapmayı öğrendim, her şarj bir huzur durağı resmen.
-
araba 300 km gidiyor diye seviniyorsun ama her şarj istasyonunda o kahve molası kaçınılmaz oluyor.
-
tencereler şarj noktasında kaynarken araba kavrulmuyor.
-
bence en büyük efsane tatil dönüşü şarj istasyonunun önünde sicil oluşturmak. akşam 22'de çıkıp her durakta supercharger önünde tahmin edilen 20 dakikanın gerçekte 35 dakikaya dönüştüğü yaklaşımı benimsedim. çatlak tebessümlerle bagaja kahvaltılık tıka oturtup yolculuğu mühendislik vizyonuna çeviren arkadaşlar hoşlanabilir.