elektrikli araç alırken her şey tozpembe ama iş o şarj aletini duvara monte etmeye gelince bir anda kendinizi ortadoğu siyasetinin göbeğinde buluyorsunuz. yönetici hüseyin amca'nın 'apartmanın elektriğini mi çalacaksın' bakışları eşliğinde ustaya o kalın kabloyu çektirmek, arabayı sürmekten çok daha fazla batarya tüketiyor.
en sonunda kendi sayacınızdan hat çektirip cihazı kurdurduğunuzda o yanan yeşil ışık var ya, sanki eve ilk defa doğalgaz bağlatmış 90'lar vatandaşı gibi anlamsız bir gurur veriyor insana. usta aleti duvara azıcık yamuk monte etmiş gerçi, kabloyu her taktığımda sinirden sol gözüm seyiriyor ama olsun, en azından avm otoparklarında dcssırası beklerken ömrümü çürütmüyorum.
evet arkadaşlar elektriklisözlük'teki ilk wallbox maceramı anlatıyorum. site yönetimine "ben elektrikli araç aldım, şuraya kendi sayacımdan hat çekeceğim" dediğiniz an o tonton hacı amcaların nasıl birer enerji bakanı kesildiğini görüyorsunuz. sanki nükleer santral kuruyoruz alt tarafı kendi otoparkımızda araba şarj edicez. gelen usta deseniz apayrı bir vaka, topraklamayı çekerken "abi bu arabalar yağmurda çarpmasın he" diye hafiften endişeli ve felsefik sorular soruyor.
işin en trajikomik tarafı kurulum bittikten sonra gece gizli gizli "acaba bizim tüplü doğana da elektrik verir mi" diye fişi kurcalayan komşuları kamerada izlemek. cihazı duvara vidalatana kadar stresten göbeğim çatladı ama şimdi akşamları o kabloyu yuvaya takarken çıkan "tık" sesi bütün o kablo çekme eziyetine, şalter atar mı paranoyasına kesinlikle değiyor. tabi ay sonu gelecek faturadan sonra evde yaşanacak soğuk savaşı şimdilik hesaba katmıyorum.