-
yönetici hüseyin amca'ya arabanın binayı havaya uçurmayacağını anlatmak sanırım o kabloyu tek başıma çekmekten daha çok yordu. kendi evinde telefon şarj eder gibi araba şarj etmenin lüksü var ama önce koca bir apartman dolusu laf anlamazla savaşman gerekiyor.
-
sanırsın sitenin otoparkına nükleer reaktör kuruyoruz, yöneticinin o korku dolu bakışlarını ömrüm boyunca unutmayacağım. alt tarafı duvara şarj kutusu takıp üç fazlı kablo çekeceksiniz vizyonsuz herifler, trafo falan patlamaz korkmayın.
-
elektrikli araba almaktan daha zor ve stresli olan asıl süreç. bayiden o fiyakalı aracı çıkarıp evin otoparkına usulca yanaşıyorsunuz, sonrası tam bir trajedi. usta geliyor cihazı uzay mekiği zannediyor, apartman yöneticisi remzi amca "bütün binanın şalterini attıracak bu alet, trafoyu patlatırsın sen" diye ortalığı velveleye veriyor. inanın bana uzun yoldaki o meşhur menzil kaygısı, bu ikna sürecini yönetmekten çok daha kolay.
elektrikçi abilerin "biz otuz yıllık ustayız yiğenim" tribini çekerken topraklamanın aslında ne kadar mühim bir şey olduğunu panonun başında dikilerek öğreniyorsunuz. en sonunda kablolar çekilip de o yeşil ışığın yandığını görünce derin bir oh çekiyorsunuz ama o evreye gelene kadar saçınızdaki beyaz sayısı fena halde artıyor maalesef.