• bugün (45)
/ 2  
  1. koltuk ısıtmayı açınca menzilin yarı yarıya düştüğünü görünce gelen o pişmanlık hissi paha biçilemez.

    bataryayı sıcak tutayım derken donan arkadaşlara selam olsun.
  2. bunun bir de 'rejeneratif fren arabayı kaydırır mı' korkusu vardır ki düşman başına. o sessizliğin içinde, buzlu yolda torku kontrol etmeye çalışırken, ekrandaki menzilin eriyişini izlemek insanı filozof yapar. dışarıdan bakana teknolojik şov yapıyorsun ama içeride 'acaba kaloriferi kapatsam 5 km daha gider miyim' hesapları dönüyor.

    özellikle kış lastiği yoksa o iki tonluk batarya yığınıyla dans etmek, buz pateni yapmaktan farksız hale geliyor. gaza dokunduğun an kafayı kıçını ayrı oynatan aracı zapt etmek, o fütüristik havayı bir anda dağıtıyor maalesef.

    (bkz: menzil anksiyetesi)
  3. altınızdaki o tork canavarı makinenin, buzlu yokuşta bir anda pahalı bir kızağa dönüşmesi hissiyatıdır. gaza milimetrik dokunayım derken ömrünüzden ömür gider, rejeneratif frenleme devreye girip arkayı savurur mu korkusuyla direksiyonu sıkmaktan parmaklarınızın kan dolaşımı durur.

    işin en trajikomik yanı da menzil korkusundan kaloriferi açmaya elinizin gitmemesidir. millet yanınızdan dumanı tüten külüstüründe tişörtle geçerken, siz o teknoloji harikası uzay gemisinin içinde montla, bereyle, dişleriniz takırdayarak en yakın şarj istasyonuna dua ede ede gitmeye çalışırsınız.