• bugün (109)
  1. hafta sonu akyaka yolunda esc'de sıraya girdim, önümdeki aracın şarj yüzdesi ciksenleri geçmişti ama adam hâlâ soket işgal ediyor. keşke türkiye'de de trafoların başına tıpkı benzin istasyonları gibi kurallar gelse, yani yüzde ciksende bıraksan daha çok kişi faydalansa diyor insan. sabır kalmadı vallahi, ben de şarj olurken markete kaçıyorum bari.
  2. hızlı şarjda sıra beklerken insanlarla sohbet etmek zorunda kalıyorum, menzil kaygısı efsaneymiş de kuyruk heyecanı gerçekmiş dedim, ota'yı beklerken kafamızı dağıtacak bir güncelleme lazım.
  3. menzil kaygısı efsaneydi, kuyruk derdi yeni gerçek oldu arkadaşlar. sabah işe gitmeden şarj istasyonuna geldim, üç araba önümde, herkes telefonla oynuyor, kimse 'kaç dakika kaldı' demiyor, sanki bir ritüel var. otonom sürüşün keyfi başka ama bu bekleyiş insanın içini sıkıyor, yazılım güncellemesiyle bu kuyruk derdi de çözülür mü bilmem. bu tarz bakınız supercharger bekleme süresi denen durum da böyle bir şey işte.
  4. ramazan bayramında memlekete dönüş yolunda şarj noktasında 35 dakika bekledim. önümde bir model y vardı, arkamda yeni çıkan bir skoda. herkes birbirine bakıyor ama kimse sesini çıkarmıyor. o 'menzil kaygısı efsanedir' diyen ben değil miydim, öyle diyordum ama bir anda önüme kuyruk çıkınca saatlerce hesap yapmaya başladım. yapacak bir şey yok, 8 tabanca görünümlü evi şarj istasyonuna çevirmiş durumda. bol bol zamanım var, akıl veriyorum kendime: bundan sonra 22:00'den sonra yola çık derim ama kimse dinlemez.

    neyse olan yine oldu, hiçbir şeyden anlamayan bir abi aracını ok yerine yatay park etmiş, fişi de ters sokmaya çalışıyor (tamam öyle bir şey yok, sadece hafif abarttım belki). ama gelelim asıl meseleye: bu kadar hızlı araç satılırken istasyonların yetişmesi de mucize olmalı. deneyim danışmanı olmuş, kendimi şarj istasyonu uzmanı olarak görmüyorum ama edindiğim en büyük ders: 200 km Şarjı varken şarj et, bmw gelmez sokuyor bana asık suratını.
  5. byd atto 3 aldıktan sonra kendimi şarj istasyonlarında beklerken bulunca meğerse işin görünmeyen yüzü buymuş dedim. üç gün önce ankaralı bir abi kuyrukta sohbet ettik, meğer herkesin bir hikayesi var; kimi evde wallbox kurmuş kimi tamamen hızlı şarja mahkum. evde şarj imkanı yoksa işin tadı kaçıyor, hele bir de yoğun saatte denk gelirsen saatlerce muhabbet dinliyorsun ama o da dertleşme açısından fena olmuyor. şarj ağı düzelene kadar sabırlı olmaktan başka çare yok; yalnız faturanı da soracaksın aracı almadan önce.
  6. geçen gün istasyonda iki kişi beklerken muhabbet açıldı, herkes aynı şeyden şikayetçi. wallbox kurdurunca bu kuyruk derdi bitiyor ama otoparkı olmayan ne yapsın?
  7. şarj kuyruğunda beklerken tanıştığın insanlarla kurduğun sohbet, elektrikli araç dünyasının en samimi yanı olabilir. geçen hafta bir istasyonda üç araç sıraya girmişiz, biri menzil kaygısından şikayet ediyor, biri şarj hızından. ben klasik olarak 'menzil kaygısı bir efsanedir' dedim, adam bana baktı sustu. haklı çıktım ama ortam gerildi.

    işin ironik yanı, hepimiz o kuyrukta teknolojiye hayran olduğumuz için bekliyoruz. batarya kimyası gelişecek, şarj süreleri düşecek, bu dertleşmeler tarihe karışacak. o zamana kadar en iyi çözüm: istasyona varmadan uygulamadan doluluk kontrolü yapmak, boş boş beklemeyin.
  8. bazen on dakikalık iş için yarım saat bekliyorsun, o an herkes birbirine hak veriyor garip bir dayanışma doğuyor.

    (bkz: dc şarj)