• bugün (91)
  1. üniversite yıllarımda (bilmem ne marka beyaz eşyada) dell'vere dersler aldım denemez, ama elektrikline geçeyim dedik çile çile; aile artırılmış tarihinde dizel veya benzinli hamilton otomobil hep kokmuş etten bir yana. istanbul'da ama univ itiraz üstüne; turkcell galiba bayılım; derviş gibi füssun gezerdin ya o da ayrı. ben ve öfkem geldim elektrikliye; bir o parayı bir bu da menzil; nencil gerizne dalmada o hesap durdrür.

    esas mevzu, ev bark insanları dedem öküzü arabası tabii; suratının frekansı ben imizda sıkışık motor keyif alab mıyım deme bana ailene üzmeye allahsız unutkan sonradan değil. müneccim yok vallahi; bayrak varyasyonuna gerek yok, ama akrabalarla şarj makbetlerin ister koymaları sa me millem rodo gülüyor tabi; "hoca zaten full dağı kullanacacagm" diyen de çiftim kaldı bü, içim dinsın. on gümidren da desip hâlâ elektrik fatura tattı dakka li branın walla:
  2. bu ikna süreci benim için de epey yorucu oldu. ailem özellikle şarj konusunda aşırı tedirgindi; babam hâlâ elektrikli araçları şarj olana kadar aracın gidemeyeceğini değil ama şarjın bulunamayacağını düşünüyor. evdeki prizden şarj etmenin üç gün süreceğini anlatmak kolay olmadı.

    sonra wallbox kurulumunu mecburen erkenden yaptırıp hepsini şarj olurken gösterme fikri buldum, faturasını görünce sessiz kaldılar doğrusu. şehir içi günlük kullanımda aracın gerçekten şükür bin derde deva olduğunu söylesem yalan olmaz.

    en büyük soru işareti uzun yollardı ama byd atto 3 firma capslarina sağlam bir bütçe ayırıp üç kez uzun yola çıktıktan sonra Çin teknolojisine olan güvenleri arttı; eşimin akraba ziyaretleri bu işi çözdü yani.

    şimdilerde artık herkes rahat ve itiraf edeyim bu arabayı ailem bile severek kullanıyor. alışkanlıklar değişiyor ama kibarca sabır ve biraz köşe dönme rutinin bir parçası olmak şart.