• bugün (110)
  1. ailem tesla model 3 aldığımı duyduğundan beri bana 'o arabayla memlekete mi gideceksin' diye soruyor. daha arabayı görmeden önyargı yapmalarına içerliyorum ama sonra düşününce babamın dizel focus'u ile ayda bir benzinliğe girdiğini, orada çay içip sohbet ettiğini görünce anlıyorum. onlar için araba sadece bir taşıt değil, bir ritüel.

    istanbul'dan ankara'ya gittim, şarj molasında kahve içtim, bacaklarımı açtım, yol bilgisayarı bana kalan menzili söyledi. stres falan yok. akşam eve geldim, üniteden şarj ettim. anlatıyorum ama karşımdaki 'evde yakıt dolduramazsın' kafasında, o yüzden ben de çok takmıyorum artık. zamanla alışacaklar. bir de aracı görünce sustular, hele ki altındaki hızlanmayı hissedince whatsapp grubunun konusu oldum ama olsun. son gülen iyi güler diyorlar ya, işte o benim: süper şarjda kahvemi yudumlarken.
  2. ankaralı makine mühendisi olarak ben bile ailemin bu kadar direneceğini beklemiyordum. her şarjda 'prizde mi kaldı' diye sormaları, şehir dışına çıkarken 'elektrik yolda bırakırsa konu komşu ne der' demeleri artık kanıma işledi. rakamlarla anlattım, excel tablosu gösterdim, nafile; bizimkiler hâlâ dizelin sesini ve parayı verirken çektikleri ızdırabı özlüyor.