babama şarj kablosunu gösterip 'bu bizim artık yakıtımız' dediğimde yüzündeki ifadeyi unutamıyorum, sonra kayınvalidem menzili sorunca evdeki teknoloji bayisi ben oldum. üç gün sonra kendi aralarında 'bu ota güncellemesi işi dizi gibi' diye muhabbet açtıklarını görünce bu iş tamam dedim.
atto 3'ü ilk getirdiğimde babam 'bu oyuncak mı, bu kadar sessiz nasıl gidiyor' diyerek kaputa vurdu. sonra eve geldik, hep birlikte elektrik faturasını beklemeye başladık. ama 300 liralık fatura gelince bomba etkisi yarattı, 'bu nasıl oluyor' diye şaşkınlıkla ettikleri yorumları hala hatırlıyorum.
anne tarafına gidince isler degisir: annem hemen endişelenir ama babam yılların şöforü modasında 'bu çocuk pil bitmesin diye yolda kalacağız' lafini her buluşmamızda eder. özellikle kışın menzil düştüğü zaman laf yetiştirmeyi benden başkası beceremez. lazımlığa oturmuş gibi bakıyorlar ama kendi elektrikli aracı bindiklerinde davranışlarını degistirdiklerini ben ayakta gördüm.
aslında hanede yeşil dönüşümün kabulü sandığımızdan hızlı oluyor ama başta 'biz eski kafalıyız' bahanesiyle hicbirine gargara ilacı diye saldırmışlar: memlekette yerli-yabancı komplo teorisyenli bir de bella görüyorum... o değil ama eşim 'kolay yok, arabam en az hali hazırdaki her linç bir sonraki fatura ile geçiyor' diyor. günün sonunda onları ikna eden şey cebin ekonomi