-
dışarıdan bakıldığında rüzgar tünelinde unutulup erimeye yüz tutmuş bir kalıp sabunu andıran, içine binince ise abartılı ambiyans aydınlatmalarıyla pavyon hissiyatı yaşatan araca sahip olma durumudur. muhtemelen eqs almaya bütçesi yetmeyen ama teslaya binmeyi de prestijine yediremeyen üst düzey beyaz yakalıların yeni favorisi olacaktır. sessizliği ve konforu güzel ama o yumurta gibi tiple trafikte süzülürken attıkları ciddi bakışlar biraz komik duruyor.
-
gece gece gidip şarj aramak ice'ın lüks versiyonu gibi bir şey.
-
bi arkadaş eqe 300 aldı geçen ay, bin derdin var dedim. araba güzel araba da, o fiyata bence henüz oturmamış bir platform. batarya mühendisliği iyi de, menzil konusunda iddialı rakamlar veriyor ama gerçek kullanımda o rakamları görmek zor. wallbox kurulumu standart, mercedes'in kendi uygulaması iyi çalışıyor ama onun dışında hızlı şarj istasyonlarında uğraştırıyor bazı yerlerde. araba sessiz, konforlu, lüks hissettiriyor, orası ayrı. ama gönül isterdi ki şu fiyata biraz daha menzil, biraz daha olgun bir yazılım görsün insan. dogru duzgun bir eqe alacaksan al şu 350 4matic’i de keyfine bak.
-
güzel araba ama wallbox maliyetini duyunca benim byd fena mı değil mi diye kafam karıştı. servise giderken iki kere düşünüyorum, izmirden ankara yolu para tutar mı diye. (bkz:
eqe şarj ücreti) (bkz:
mercedes star wallbox fiyatı)
-
eqe'yi bir ara test ettim, içi gerçekten lüks ama sinir bozucu bir sessizlik var, arabayı çalıştırdığımı anlamıyorum yeminle. tesla'ya binip o ekranla kavga etmeye alışmış biri olarak mercedes ara yüzünü biraz soldur buldum.
-
eqe, kağıt üstünde lüks segmentin elektrikliye geçişteki en iddialı hamlelerinden biri gibi duruyor. ama işin aslı, bu arabaya o kadar para veren adamın en büyük derdi yakıt değil, sarj ağı ve menzilin gerçek dünyadaki karşılığı oluyor. 4.5 derece sabah soğuğunda menzilin yüzde yirmisinin uçması hâlâ sektörün genel bir sıkıntısı, segment fark etmiyor.
aklına ilk gelen 'e madem öyle niye eqe aldı' sorusunun cevabı da basit: marka algısı ve yol tutuş beklentisi. ama kendi tüketim defterini tutan biri olarak şunu söylemem lazım, elektrikliye geçen herkes eninde sonunda marka fanatizmasını bırakıp rakamlara bakmaya başlıyor. bu, gayet de sağlıklı bir gelişme.