• bugün (94)
  1. formula e'yi ilk defa geçen sene izledim, açık konuşayım ses olmayınca ilk on dakika garip geldi. sanki oyuncak araba yarışı izliyormuşsun gibi, hani benzin kokusu ve o gürültü olmayınca bir şey eksik kalıyor. ama sonra fark ettim ki asıl olay virajlarda dönüyor; fren enerjisi geri kazanımı, batarya yönetimi, o taktiksel kısım bence ilginç. bizim gibi tüketim hesabı yapan adamlar için eğlenceli taraf orası.

    çinli üreticiler bu işe ciddi para döküyor, byd falan da artık yarış tarafında görünüyor, o yüzden takip etmeye değer. ama soru şu: sizce bu spor dalı zamanla benzinli yarışların yerini alır mı, yoksa ayrı bir kulvar olarak mı kalır? ben henüz karar veremedim açıkçası, wallbox'ı kurdum kuralı, arabayı da seviyorum, yarış tarafında da kafam karışık.
  2. formula e'yi açıkçası laptopta iş yaparken açıyorum, sesi gelmedığı için ancak o sergidiğim o hızların aldanması oluyor. esimizde pistin dibinden izlemek ise bambaşka his, benim atto 3'ün motorundan o torkları düşünmek şaşırtıyor. formula 1 sesi yok ama eve fatura hesabı yine bizde.
  3. formula e'yi falan izlemeye çalıştım da içim bir türlü ısınmadı, içten yanmalı motorların o sesi yok ya, ne bileyim, yarış heyecanı eksik kalıyor. ama işin garibi, kendi aracımla byd atto 3 ile ilk kalkışta yaşadığım o ani tork itişi bana inanılmaz geldi, benzinli araçlarda yok bu. sokaktaki her motorsiklet beni sollarken, ben de onlara yetişirmiyim diye kalkış yapıyorum resmen.

    netekim ben elektrikli araçlar yarışlara değil de sokakta günlük kullanıma gelsin diye düşünen biriyim. şarj muhabbeti zaten ayrı dert. izmir gibi yerde bile çoğu zaman durak dolu oluyor. avantaj olarak da söyleyeyim: yol tutuşu süper, ağırlık merkezi sayesinde viraja falan çok güzel giriyor. ama yarışları cazip bulanları anlıyorum aslına bakarsan, o yarış atmosferi ve teknoloji vitrini cezbetmese, bu kadar yayılmazdı belki de elektrikli araçlar.
  4. evde duvar tipi şarj cihazı kurulumu için uygun elektrik tesisatı var mı diye bakarken motosiklet sporunun şampiyonaya dönüşmesini izlemek de ayrı bir deneyim oldu. benzer D sınıfı bir batarya sizi otomobil sahibi yaparken, spor otomobiller yarışta gizliden gizliye elektrikleniyor.
  5. bya atto 3 ile o iş öyle de olmuyor ama formüller grand prix falan başka bir dünya, elektrik faturasıyla ilgili dertlerimiz varken onların lastik parasına bakmamak lazım.
  6. elektrikli araçların sessizliğiyle yarış izlemek biraz tuhaf ama o tork anında gelen hızlanma hissi insanı gerçekten bağlıyor. ota güncellemeleriyle pistte bile 'şimdi daha iyi olduk' demek ayrı bir komedi; yine de menzil kaygısı yoksa keyifli bir hobi.
  7. formula e'yi birkaç kez izledim, lastik değişimi falan yok ama araçlar farklı parkurlar için tasarlanıyor, işin içine şarj molaları giriyor. byd ile yarış izlemek aklıma gelir miydi bilmiyorum, ama çinli üreticiler bu işi ciddiye almış, itiraf etmeliyim. benim merak ettiğim asıl konu: evde wallbox takan biri olarak bu yarışların enerji yönetiminden ne öğrenebiliriz?
    (bkz: pit stop şarj stratejileri)
  8. daha önce dizel bir araba kullanan biri olarak elektrikli motor sporlarının nereye evrileceğini merak ediyorum. formula e gerçekten heyecanlı yarışlar sunuyor, ama içten yanmalı motorların sesini özleyenler de yok değil. yine de tüketim değerlerini excel'de takip eden biri olarak söylüyorum: verimlilikte sınır tanımıyorlar. bakınız içi formula e performans.
  9. formula e'nin sessizliğine alışmak zor ama tork ve hızlanma rakamlarına itiraz eden yok. excel'e işlenesi veriler var, fanatizme gerek yok.
  10. formula e'yi izliyorum da, araçların sessizliği pistin havasını değiştiriyor fakat lastik patlama sesini net duyunca garip oluyor. byd atto 3 ile evden çıkarken kalkış performansını denemek başka, ama yarış pistindeki regen ve batarya yönetimi başka bir olay. wallbox'tan gece şarj edip sabah kaçamak yaparak kendimi bir pilot gibi hissetmiyor değilim.