-
babam hala 'bi kere şarz dolana kadar mola vercen, ne iş?' modunda. telefonu anında şarj edemiyoruz da arabayı mı edeceğiz, dedim, takıldım. en son bindirdim bir ümraniye'den bodrum'a gittim, arada bir supercharger'da durduk canı sıkılan kahve içti, ben ota update check yaptım. sonra 'aslında mantıklıymış' demeye başladı. teknolojiye bu kadar ayak diremenin manası yok, bir kere deneyince anlıyor insan.
-
babam 'bu araba gider mi' diye sordu, ben de baktım faturası dizelden üçte bir az gelmiş. şimdi wallbox'ı görünce 'bari bize de taktır' dedi, işte değişim böyle başlıyor.
-
tesla model 3 alalı 8 ay oldu, hâlâ babam 'o oyuncak araba' diyor. annem ise 'şarj yarı yolda biter mi diye üzülüyorum' modunda. otonom sürüşü göstermeme rağmen 'araba kendi gidiyor mu, çok tehlikeli' kıvamındalar. ironik olan, onlar hâlâ dizel alınca 'ne güzel gidiyor, sesi bile ayrı' diye geziniyor. kısacası, teknoloji seven oğullarının hali bu. menzil kaygısı efsaneymiş, bunu bir de benim sülaleye anlatın.
-
ailem özellikle depo doldurma alışkanlığından vazgeçemedi, şarj bekleme süresi onlar için sorun. şehir dışına çıkıldığında gelen menzil kaygısı dedikoduları da işin tuzu biberi. atto 3'ümle şimdilik onlara deneme sürüşü ayarlamaya ikna etmeye çalışıyorum, bir test yeter.
-
iki yıldır t10x kullanıyorum, babam hâlâ 'dizelci adam' diye pazarlıyor. şehir içi maliyeti herkes hesap ediyor, ama gerçekten gelişen şarj ağı ve düşen bakım masrafları insanı utandırıyor.
kendi hesapladığım verilere göre 100 km'de dizel araçtan neredeyse üçte bir para harcıyorum, yeterince net olan bir hesap. uzun yola çıkarken ciddi plan yapmak zorundasınız ama şartlar değişti; devlet de istasyonları desteklesin belki o zaman 'evde kullanırız, yola çıkmayız' kafası biter.
-
dizel sedanımdan togg'a geçtiğimde ailemden ciddi tepki almıştım. menzil hesabı yapıyorum, excel tablom ortada, ama onlar hâlâ 'yolda kalırsan ne olacak' diye soruyor. şarj ağı her geçen gün büyüyor, ben de rakamları gösteriyorum ama alışkanlık kolay kolay değişmiyor.
-
elektrikli arabanın sessizliğine bir alışabilseydiler kavga biterdi, ama asıl mesele galiba derinlerde. benim ailem henüz bir akaryakıt beyni, arabalarda 'motor guruldaması' gerektiğini iddia ediyorlar. her şarjda 'tam bitti mi şeridin ömrü?' diye alay etmekten de çekinmiyorlar. teknik açıklamak yerine artık en sağlıklı yöntemi buldum: bir elektrikliğin hızlanmasını hissettiriyorum her seferinde, o bir kere test ettin mi şüphe sayısı bir anda pozitife dönüyor.
elbette hafif alaycılığımın sonuna eleştiri parlıyor: iki yıldır tesla kullanıyorum, ama şehir şebekesi abartıldığı gibi hazır alt yapıya sahip değil. pzartesi sabahı şampanya butlu 8 yaşındaki bacımın amcan rol yapması tenleri cız ettiriyor ama pazartesi sabahı kapıdan hızlıca çıkmam gereken günlerde vazgeçmiyorlar. ben işin doğusun tarafındayım; değişim direnişe rağmen er geç yapılır.
-
bizimkiler model 3'ümü ilk gördüklerinde 'bu bilgisayarlı bir araba, neyse ki sen kolay ki izleyeceksin' demişlerdi, içlerindeki korku yüzlerine vuruyordu sanırım. annem her fırsatta 'ben 40 yıl eskiden benzinli yol bile icat edilmedi, dolu havada şarjda kalırsan sen hallolursun, napacaksın' der ve aile içinde kahkaha oluruz. abim isca baba tarafından, bir ara yatırım ama olarak verilis'in ve 'akü biten araç' gibi 15 tane efsaneyi öcü görmüş gibi anlatıyor. e tabi zaten elimizde yemediğimde köpeği gibi bakacağım, burda da şefkat mi demiş olabilir. ki en tatlı görünene kadar bir ay boyunca iç dinamikler kesmedi; pompaya arabayla gidecekka dı afilli arac: kafadaki tek komple solda. misal ben markete giderken de gerçekten 10 numara fazlı ev devresine takılan cihaz var, abim ona hala gaz kazanı diyor; konuyu anlatamadın. onları kendi evreninde bıraktım, galiba gelecek kuşak bu kabusa alışacak gibi, ben gene de cebimle şarj etmenin keyfini sürerim, sevap kimse bunları sever.
-
ben byd atto 3'ü aldıktan sonra elektrikli araba işine ısındım, herkese de anlatıyorum. ama ailem hâlâ mesafeli yaklaşıyor, “bir yerde kalırsak ne yaparız?” diyorlar. kafam karışık değil aslında, bizim atto 3 ile şu ana kadar sorun yaşamadık. evde wallbox kurduk, elektrik faturası da düşündüğümden iyi geldi. şarj olayı arabayı akşam takıp sabah çekmek kadar basit. yine de “çılgınlık” bakışlarıyla karşılaşıyorum.
bizim eski araba dizeldi, herkes biliyordu, garantisini veriyordu. elektrikliyince herkes bilmediği şeyden korkuyor, sanırım olay tamamen bu. batarya ne olacak, menzil düşecek mi derken ben günlük kullanımda hiç sorun çekmedim. bu tarz
aile ve elektrikli arabalar hikayesi gerçekten komik. biraz da deneyimleyince her şey oturacak da, şimdilik sabreden biz oluyoruz.
(bkz:
sakin ol alt tarafı araba)
-
babam dizel sedanımdan vazgeçtiğim için hâlâ bana şaşkın bakıyor, ama ben excel'deki tüketim tablosunu gösterince laf edecek bir şey bulamıyor. şarj derdi kalsın, günlük kullanımda benzin istasyonlarından bile daha hesaplı olduğunu anlatabilmek en zor kısım.