-
üç araba sıra beklerken 4 kişi olduğumuz için arabaları şarj istasyonuna ittirmekten başka çare kalmıyor.
-
herkes aynı hikayeyi anlatıyor: "abi benimki 150 kw destekliyo" derken aslında 30 kw alıyoruz hep beraber. zincirleme hayal kırıklığı yaşıyoruz. (bkz:
gerçekten offf)
-
araba şarj olurken yanındaki ablaya çocuğunun okul derslerini anlatıyorsun. ne ara tanımadık insanlarla bu kadar samimi oluyoruz, şu soğukta şarj beklemenin kader birliği işte.
-
herkes memleket menzilinden bahsedip kışın kırılan batarya performansını es geçiyor. sıra beklerken tanıştığın adamla vcds sohbeti yaparsın, hiç sıkılmazsın.
-
izmir'de byd atto 3 ile şarj kuyruğuna girdik mi herkesle muhabbet başlıyor. en başında "sen ne kadar çabuk şarj doluyor" diye soruyorlar. genelde o arada, alman malı kullanan bir abi dünyanın en uzun kalkış anı anlatımına girer, ben "nihan" gibi dinleyip başımı sallarım. wallbox ne kurdun diye soruyorlar, faturayı konuşuyoruz. kuyruk bekleme derdi değil, insan sohbeti müthiş. bu işin başka bir huzuru var, şarj ağı gelişince araç birbirine dokunmuş olacak belki daha da iyi.
-
istinye park'taki supercharger'da saatlerce beklerken muhabbet şarj protokolünden ota güncellemesine dönüyor. 150kw gören şifrelenir, görmeyen sessizce sırayı kesmeye çalışır. tüm dert aslında 15dk şarj için oruç gibi çekilen nöbet.
-
şarj istasyonunda sıradaki acemi abiyle şamata uzadı bu sefer. iki aracı yavaş bağlayınca dakika geçtikçe laf dönüp duruyor: şarj fiyatından ev tipi çözümlere, mazot'un son anlarına varana kadar gidiyo muhabbet. önümüzdeki woltçu kurye hızlı hızlı gitti, taksici yüzde 80'i geçmem diye inat ediyor. herkes bi konu anlatıyo, wallbox rakamı veren de var ktse abonesi olduğunu söyleyen. bunlar dinlenicek şeyler ayrıca, sanayi sohbetleri gibi. işin sonunda herkes kendi cavalyesine razı, net bi tahmin yapana denk gelmedim henüz. bağlarken güç dağılımına baktık, dediler hocalar.