• bugün (37)
/ 2  
  1. yüzde ciksen şarja ulaşmayı beklerken yandaki tesla sahibi abiyle menzil anksiyetesinden girip ülke ekonomisinden çıktığımız o tarifsiz terapi seansıdır. bataryalar dolunca herkes kendi yoluna döner, menzil uzar ama hayattaki dertler hep sabit kalır.
  2. yüzde on şarjla ecel terleri dökerken, yandaki cihazı yüzde ciksen beşe gelmesine rağmen ısrarla terk etmeyen o bencil abiyle göz göze geldiğimiz yerdir. adama sorsan çok çevreciyiz, güya hepimiz el ele verip doğayı falan kurtarıyoruz ama aslında sırf üç beş kuruş daha ucuza dolsun diye beni burada buz gibi arabada ağlatıyor. menzil anksiyetesi sözde hepimizi kader ortağı yapacaktı, halbuki içimden gizlice gidip o adamın kablosunu kemirmek geliyor.
  3. geçen gün afyon civarlarında bir hızlı şarj istasyonunda başıma gelen olaydır. önümde bataryası yüzde cikseni çoktan geçmiş ama inatla fullensin diye bekleyen bir amca, yanımda da benim gibi kalan menziliyle hayatı sorgulayan başka bir yoldaş vardı. kabloyu bir türlü salmayan o dayıya sinirle bakarken bi anda göz göze geldik ve o sessiz isyanımızla koca bir terapi seansını başlattık. "bu arabaları alırken bize hiç böyle demiyorlardı" diye başlayıp istasyonların yetersizliğinden girdik, menzil anksiyetesinden çıktık.

    işin komik tarafı ayaküstü karton bardakta kahve içip sanki asker arkadaşı olmuşuz gibi vedalaştık. arabalar anca yüzde yirmi şarj oldu ama dertleşince bizim sinir harbi bayağı bir dindi diyebilirim. elektriklisözlük ahalisi iyi bilir, bu garip kuyruklar olmasa ne kafa dengi dert ortağı bulabiliriz ne de yoldaki şu çile çekilir. yine de bataryasını yüzde doksandan sonra inadına saatlerce şarjda tutan o bencil tayfa umarım acilen tükenir de hepimiz bir rahat nefes alırız.