-
elektrikli araç dünyasında formula e'yi hayranlıkla izliyorum, fakat yarışlar hâlâ bazen 'ses yok, heyecan eksik'i klişesiyle karıştırılıyor. oysa buradaki taktik savaşı ve enerji yönetimi bana iş hayatımdaki optimizasyon problemlerini hatırlatıyor.
menzil kaygısı bir efsane diyen biri olarak söyleyeyim; yarış pitinde bile araçların geleceği turları dakikalara böle duruyor, biz de aynı şekilde gayet planlı şarjla işi yürütüyoruz. bence bunu videolarla falan daha fazla anlatmak lazım.
(bkz:
elektrikli araç sprintleri)
-
açık konuşayım, ilk başta izlerken sıkılıyorum diyordum, sonradan ısındım. beşiktaş passat'la dolanan biri gibi dışarıdan bakınca elektrikliye mantıklı bir araç olduğu için ısınıyorsun ama formula e gibi bir mevzuda karar vermek zor. süspansiyon ve enerji yönetimi izlerken dikkatimi çekiyor, tek kelimeyle öğretici bir klinik. bu işin fişeğini akşam prizden söküp pencereden bakan biri için hâlâ tam ikna olmasam da takip ediyorum. yarışı izlerken bir soru aklımda kalmıyor değil: bunlar şarj sonrası menzili nasıl ayarlıyorlar, bittim.
-
bir esnaf olarak açık söyleyeyim, pit stop yerine şarj değişimi izlemek ilk başta garip geliyor ama sarıyor; bizim wallbox kurulumu tartışmalarının yanında farklı bir dünya. (bkz:
formula e yayın saatleri)
-
motor verimine bakınca elektrikli yarış formatı işin mantıklı tarafı ama ebat ve bütçe tarafı yine fenere benziyor. hibritin ama gerçekten yarı elektrifikasyon olmayan bir örneği, arkada batarya ve kesilmeli rejenerasyon. yönetmelikleri veriyle kıyaslamak isteyenlere seyir zevki sürerken sabır da öğretiyor.
-
formula e'yi takip edenler için güzel bir laboratuvar aslında. iki yıldır togg t10x kullanan biri olarak söyleyeyim, yarışlardaki enerji yönetimi stratejileri ile günlük hayatta menzil optimizasyonu arasında ciddi paralellikler var. özellikle rejeneratif frenleme verimliliği ve batarya sıcaklık yönetimi konusunda formula e'deki çözümler, seri üretim araçlara da yavaş yavaş iniyor.
ben tüketim verilerimi excel'de tutan biriyim, formula e'deki enerji tasarrufu istatistikleriyle kendi aracımın verilerini kıyaslamak hoşuma gidiyor. marka fanatizmine girmeden rakamlara bakınca, formula e'nin elektrikli araç teknolojisine katkısı yadsınamaz. yarışların şarj ağı altyapısına etkisi konusunda ise hâlâ temkinliyim, orada işler daha yavaş ilerliyor.
-
bu seriyi izleyen az kişi var ama elektrikli araç teknolojisinin nasıl olgunlaştığını izlemek için birebir laboratuvar. birkaç seans sonra pil ısınmasından güç kısıtlamasına, o yarıştaki acılardan sokak araçlarına yıllar sonra damıtılıyor sonuçlar. anında tork efsanesi gerçek ama herkes sadece kalkışa bakıyor, asıl olay menzil yönetimi denilen kısımda dönüyor. netflix yok, git sitenin sitesinden seyret.
-
elektrikli araç sahipleri olarak şu seriyi biraz sahiplenmeliyiz aslında. batarya yönetimi, rejenerasyon ve enerji tasarrufu gibi dertlerin nasıl bir yarış stratejisine dönüştüğünü izlemek keyifli. tabii menzil kaygısı efsane diyenler untuk ağustos yarışında hâlâ pit stratejisi hesaplıyor, o da ayrı konu.
(bkz:
enerji geri kazanim)
-
formula e'yi izlerken insanın aklına iki soru geliyor: biri pilin ısınması ne olacak, diğeri bu teknoloji ne zaman caddede işimize yarayacak. takımların enerji yönetimi stratejileri aslında günlük hayattaki tüketim kaygısıyla aynı dert. sokakta menzili kovalarken, pistte pil sıcaklığını kovalıyorlar.
ben evde şarj kurulumu ve fatura hesabı derken pistteki mühendisliği izlemek tuhaf bir şekilde ufkumu açtı diyebilirim. bana hâlâ net gelmeyen şu: çin markalarının bu yarışta payı ne olacak, uzun vadede hangisi ayak kalacak? izlemeye devam, kendime henüz net bir cevap veremedim.
-
menzil kaygısı efsanedir diyenlerin en sevdiği yarış bu; sokakta seyirlik bir pil yönetimi dersi gibi. erk'li kullanıcı olarak izliyorum ama 'kaç tur giderse biter' hesabını yapan mühendislere hep saygı duydum.
-
batarya ısı yönetimi ve enerji geri kazanımı beni asıl çeken kısmı, yarışın artık kime daha kısa sürede menzili tamamlatıyor oyunu dönmesi açıkçası. teknik olarak son birkaç yılda aldıkları yol kanaat ettiyse de hâlâ format açısından biraz yavaş tarafa yatıyor ve somut verileri gerçek dünya verimliliğine tam yansıtmak zor. xls'e döktüğümde tüketim farkı sanki gelenekselden çok uzak değil gibi.