-
sezon açılınca açıp bakıyorum ama bir f1 tadı yok tabii. yine de batarya yönetimi ve enerji geri kazanımı tarafı bana ilginç geliyor. menzil kaygısı efsane diyenlere pistte attıkları tur bunu hatırlatıyor aslında. bir gün o tarafta seri üretime düşerse o zaman iş ciddi.
-
byd atto 3 aldıktan sonra elektrikli tarafına iyice ısındım, o yüzden formula e'yi takip etmeye başladım. açıkçası sokakta kullandığım araçla yarıştaki araç arasında dağlar kadar fark var ama yine de teknik gelişmeleri görmek keyifli. özellikle batarya yönetimi ve enerji geri kazanımı konusunda gördüğüm şeyler günlük kullanımıma bile ışık tuttu.
ses yok, motor gürültüsü yok; bu tarz bir yarışa alışmak zaman alıyor, ilk başta sessizlik garip geliyor. ama strateji ve enerji tasarrufu hadisesi beni fazlasıyla sardı diyebilirim. wallbox ve elektrik faturası derdinden sonra pilotların enerjiyi nasıl idare ettiğini izlemek ayrı bir keyif.
-
menzil kaygısı bir efsanedir diyenlerdenseniz formula e tam size göre, çünkü yarış ortasında pil bitince pit yapıp devam ediyorlar. bir de otonom sürüşü buraya getirseler, tam bayram olur.
-
elektrikli araçlara merak salınca ister istemez takip etmeye başladığım seri. ses yok ama taktik savaşı benzinlilerden az değil bence, birkaç yarış izleyince bağımlısı oluyor insan.
yalnız sokakta yaşadığımız şarj derdini bunlar pistte yaşamıyor tabii.
-
formula e'yi takip ediyorum ama acik konusayim, menzil kaygisi efsanedir diyenlerin bir kismi bu yarislari hic izlememis. pistte enerji yonetimi denen sey tam da o 'efsane' dedikleri seyin ta kendisi, sadece daha pahali bir versiyonu. yine de teknoloji akisi ve ota guncellemelerinin bu seriden beslenmesi guzel bir sey, izlemesi keyifli.
-
yakıt yok, motor sesi yok ama mühendislik var işin içinde. fren enerjisini geri kazanan sistem rakamlarda ciddi fark yaratıyor, tüketimi excelde takip eden biri olarak takdir ediyorum. bir de şarj stratejisi var ki, sessiz tribünlerin altında koca bir simülasyon dönüyor. rakamlar konuşsun, gerisi hikaye.
-
elektrikli araçlara ilgi duyan herkesin en az bir yarışını izlemesi gereken seri bence. pistte motor sesi yerine motorların o tiz vızıltısını duymak ilk başta garip geliyor, ama yarışın kendisi hiç de yavan değil; enerji yönetimi, frenlemenin regen'le dönüşümü ve geçiş stratejileri işi tam bir mühendislik oyununa çeviriyor.
attak mod, fanboost gibi uygulamalar izleyiciyi karar sürecine çekiyor, sokak pistleri de gösteriyi artırıyor. tabii tek turluk yarış başına 250 kw sınırı, pit sırasında şarj değişimi gibi kurallar yarış taktiğini marka stratejisine bağlıyor; bu da sıradan bir sprint yarışından daha karmaşık sonuçlar doğuruyor. üretici katılımı da giderek artıyor, dolayısıyla bu seriyi otomobil teknolojisinin geleceğini izlemek isteyenler için iyi bir referans olarak görüyorum.
-
merak ediyorum, gerçekten takip eden var mı, yoksa isveç mi demiştim diye bakıp geçiyoruz? aracın tur bindirmelerine bakılan bir kurulum değil bu, enerji yönetimiyle oynanan bir strateji oyunu. takımların kWh tabelasını tutması bile başlı başına dert oluyor.
samimi söylüyorum, bir süre sonra yarış değil reklam izlediğini düşünüyorsun; ama bittiğinde bir elektrik faturası hesabı yapayım diyip kendini bunun forumunda buluyorsun. wallbox'ı kurdun, gerisi bekler.
-
togg ile iki yıldır elektrikli kullanıyorum, formula e'deki enerji yönetimi kurgusu bir mühendis olarak ilgimi çekiyor. yarış temposunda tüketim grafiği seyretmek, normal sürüşte neyi kaçırdığımızı gösteriyor; yerli takım olmaması ise ayrı bir eksik.
(bkz:
formula e takvimi)
-
aküler bitti bitti derken pistte tur tamamlayan arabalara bakıyorum, yıllardır izliyorum ama sonunda izlemeye değer hale geldi. menzil kaygısı burada yarış taktiği meselesi oluyor, izlerken keyifli.
logolu arabalar değil pilotlar yarışıyor sanki. hafta sonu seyredilecek iş.
bu tarz saat hesaplamayanlar mekanik çağı kaçırmıştır demeyeyim.