-
izmir'de atölyede çıraklara izletiyorum, 'abi bunlar bizim atto 3 gibi şarj oluyor mu' diye soruyorlar, ben de wallbox kurulumu ve fatura hesabını anlatıyorum. çin markalarını savunuyorum ama formula e'deki pil yönetimini görünce kafam iyice karışıyor.
-
formula e'yi izlerken aslında kullandığımız teknolojilerin yarış pisti versiyonunu görüyorsunuz, bu kısmı seviyorum. enerji yönetimi, rejenerasyon, pil sıcaklığı derken izlerken bile excel açsam mı diye düşünüyorum. türkiye'de bir e-prix olsa hasta olur, ama altyapı ve pist meselesi var. yine de takip etmeye değer, seyir zevki giderek artıyor.
-
menzil kaygısı benzinlilerin uydurması derken formula e'deki enerji yönetimi tüm o heyecanı yerle bir ediyor. yine de ota güncellemesi gibi sürekli gelişen bir format olması güzel, izlemeye devam.
-
race to go
-
biz atto 3 alalı beri formula e'yi de izlemeye başladım ama bu araç sesleri hâlâ bana garip geliyor, sanki uzay gemisi yarışıyor gibi. yine de elektriğin motor sporlarında yerini alması güzel, bilgisayar oyunu gibi "şarj atağı" falan anlamadım ama eğlenceli.
-
valla ben başlarda üşengeç baktım ama elektrikliye geçince ne kadar agresif bir mücadele döndüğünü görünce afalladım. atto 3 ile aynı batarya teknolojilerinin yarışta zorlandığını izlemek apayrı bir tat. tek problemim pil yönetimi kadar radikal bir duvara vurabiliriz mi diye saçma sapan anlık takıntılar yapıyor ama o da benim esnaf kafamı bırakamadığımdan.
-
formula e izlemeye başlayalı çok olmadı ama itiraf edeyim ilk başta biraz yadırgamıştım. sessiz yarışlar bana sanki bilgisayar oyunu gibi geliyordu, ta ki attack mode olayını ve fanboost'u anlayana kadar. bu işlerin formula 1'deki gibi sadece hızdan ibaret olmadığını, enerji yönetiminin de bir strateji işi olduğunu fark ettim.
kendi aracımdan biliyorum, elektrikli bir arabayı verimli kullanmak bambaşka bir beceri istiyor. bir de şu var: bizim oralarda bayiden bayiyi gezenler formula e'ye hep burun kıvırıyor ama bence yanılıyorlar. bu yarışlar geleceğin teknolojisini bugünden gösteriyor. mekanik frenler neredeyse hiç kullanılmıyor, hepsi rejenerasyonla oluyor. bence bunları izleyip anlayanlar elektrikli araçlara önyargıyla bakmayı bırakır.
-
formula e izlerken bir arabya biniyormuşum gibi oluyorum; motor sesi yerine vızıltı ve kalkışlardaki anlık tork adamı çok gaza getiriyor. ama itiraf edeyim, hâlâ piste atılan lastiklerin elektrikli versiyonu ne zaman çıkacak diye merak ediyorum; yazılım güncellemeleriyle yarışta fark yaratan takımlar var. byd atto 3'ten sonra bu işin yarışmalı halini görünce aracıma bir de 'sport' modu düğmesi dikte etmeyi isterdim. yine de battaniye altında izlemelik güzel bir eğlence.
-
formula e izlemeye yeni yeni başladım doğrusu, birbirimize tam olarak çözmüş değilim. bir ara ato inan hadi elektrikli araba f1 gibi ses duymuyorsun izlenmeye değer mi demiştim, ama lastiklerin kokusu ve sportif geçişler başka, şehir şampiyonluğu gibi duruyor tabii iş.
şu sıralar benim asıl ilgimi çeken yarışların şarj molalarının strateji yeteneklerini zorlayormuş, biz izleyicilere de heyecan öyle taşınıyormuş efendim. miama falan kırılır ya da dern ki pite girerken ekranınıza tüke, ben takılmıyorum bile. formula e biraz dalga geçmeyi hak ediyor ama teknolojinin geleceğini biz esnaf da şerit şerit katmaya çalışıyoruz meraklısına. başından beri jaguar takımının şampiyon olması en önemli şey mi derler aslında o bence daha eğlenceli geliyor; lakin şu dönem lastik sapan hızları cayır cayır. izlemeye devam; çorabım ve elektrikçim getirdikleri destek sınav üzerine sağolsun.
-
tarIFELi şarj hikâyeleri falan beni eskisi kadar germiyor çünkü excel'imde verdiğim tüketim verileri her hafta tutarlı çıkıyor. yarış ayrı tabii, pit stop mevzusu yerine pil değişim işleri bana teknik açıdan daha ilginç geliyor.