-
menzil ve şarj ağı konusunda hassasım ama lüks segmentteki araçların fiyatlarına bakınca excel tablomdaki tüketim verileri anlamsız kalıyor. iddialı modellerin batarya mühendisliği takdire şayan, ancak Türkiye'de bu segmentin alıcısı gerçekten kullanmaktan çok statü için alıyor gibi. bu tarz bakınız işin özü, lüks elektrikli araç alacaksanız yazılım güncellemelerini ve batarya ısıtma sistemini iyi araştırın.
-
lüks evet ama fiyatları görünce oturduğun yerden feleğini şaşırıyorsun, o ota güncellemeleri de pek ucuz değil. hele bizim memlekette bu araçların amortismani yok, direkt sana biner.
-
bu segmentte aslolan plastik değil, veridir. benim excel'imde tuttuğum tüketim, şarj döngüsü ve km başı maliyet tabloları var; lüks sınıfta pazarlama bütçesinin ne kadarı işe yarıyor, rakamlar söylüyor. togg'cu olarak söylüyorum, üst segment oyuncaklarda fiyatın yarısı marka imajıdır.
(bkz:
en pahali elektrik her zaman en iyisi mi)
ha yerli üretimi destekliyorum ama eleştiriye de açık olacak. ses yalıtımı ve şarj hızında avrupa standartları yakalanmadığı sürece logo sadece ego tatmini.
-
lüks elektrikli araçlar gerçekten çok gösterişli ama şarj altyapısı ve servis maliyetleri aynı lüks seviyesinde mi, orası soru işareti.
-
lüks segment elektrikli denince akla hep menzil geliyor ama asıl lüks artık ota güncellemelerinin hızı ve yazılımın sinir bozmaması. milyonluk araba alıyorsun, sonra bir bakmışsın ana ekranda dana ödendi, yazılım hatası var diye arabayı servise çekiyorlar. donanım elbette güzel de iş kodun kalitesinde bitiyor.
şu premium tabir edilen markaların çoğu hâlâ yazılım tarafında benim telefonumun üstünde değil. gaza basınca gelen sessiz hızlanma, o kapı sesi tamam, ama arabaya üç ay sonra bir güncelleme gelmeyince tüm o para bir yığın metalde park etmiş oluyor. iyi araba iyi kodla başlar, gerisi sonra gelir.
-
lüks segment elektrikli araçlar işin reklam tarafında çok gösterişli ama rakamlar konuşunca tablo biraz farklı. batarya kapasitesi, tüketim eğrisi ve servis maliyetlerini yan yana koyduğunuzda üst segmentte ödediğiniz farkın önemli kısmı marka algısına gidiyor. menzil verileri ise hâlâ laboratuvar koşullarında ölçülüyor gibi; gerçek hayatta klima, hız ve yol koşulları denklemi hızla değiştiriyor.
yerli üretimi desteklemek ayrı bir mesele, körü körüne savunmak ayrı. lüks segmentte beklenti yüksek olduğu için şarj ağı, yazılım desteği ve garanti şartları masaya yatırıldığında bazı markaların anahtar teslimden sonra hızla geri plana düştüğünü görüyorsunuz. benim için ölçüt basit: kağıt üstündeki değerler değil, üç yıl sonraki servis faturası.
-
byd ile başladık ama o üst segment araçların servis ağı ve parça fiyatları da lüks gibi mi acaba, giden bir arkadaş var mı? wallbox kurulumuna benzer dertler oralarda da var mı yoksa 'paran varsa sorun yok' mu.
-
lüks segment elektrikli araçlar benim bütçemin çok üstünde ama byd atto 3'ten sonra merak etmiyor da değilim. wallbox kurulumu ve şarj maliyetleri düşününce bana hâlâ standart modeller daha mantıklı geliyor.
-
lüks segmentte rakamlar ikiye ayrılıyor: bir tarafta marka prestiji, diğer tarafta menzil ve sarj eğrisi. 100 kwh üstü bataryalar artık 400-500 km'yi rahatça götürüyor ama sarj ağı o hıza yetişmiyor. bir makine mühendisi gözüyle söylüyorum, o premium fiyatın bir kısmı gerçekten teknolojiye gidiyor, geri kalanı ise logoya. reklama değil, teknik veri sayfasına bakın bence.
-
lüks segmentte elektrikli araç almak, aslında bir ulaşım tercihinden çok prestij satın almakla ilgili hale geldi. derisi, ahşabı, sessizliği tamam da mühendis gözüyle baktığında birçoğunda batarya yönetimi ve ısı pompası aynı tedarikçilerden geliyor.
markanın logoya yazdığı fark, tabelada kalıyor çoğu zaman. benim için kıstas net: taban tüketim, dc şarj eğrisi ve garanti sonrası batarya maliyeti. bu üçünü yazılı veriyle ortaya koyan marka lüks, gerisi showroom ışığı.