• bugün (106)
  1. elektrikli araç sahibi olunca aileden gelen o klasik tepkileri duymak kaçınılmaz oluyor. ‘yolda kalırsan ne yapacaksın?’, ‘şarj bulamazsan?’, ‘bir de o paranın vergisi yok mu?’ gibi sorularla karşılaşıyorum. yazılımcı olarak teknolojiye yakın biri olduğumdan bu ön yargıları bir nebze anlayışla karşılıyorum ama içimden gülümsemek de gelmiyor değil. menzil kaygısı büyük bir efsane haline gelmiş durumda, oysa benim tesla model 3 ile yaşadığım deneyimde evde şarj etme alışkanlığı her şeyi çözdü. aslında sorun araçta değil, bilinmezlikte. hafta sonu herkes benzinliği ararken ben aracı evde fişe takıyorum ve ertesi gün yine full depo (tabiri caizse) çıkıyorum. aile ikna olana kadar şarj ünitelerinin fotoğraflarını atıp durmaktan başka çare yok anlaşılan. bu tarz güncel bir örnek vereyim dayım hâlâ dört teker kalmadı mı sizde diye soruyor.
  2. annem babam otonom sürüşün kendine sunduğu konfor yerine 'şarj çabuk bitmesin yürekten kenti' der halde bakıyor. kısacası model 3 sürerim daima çatık kaş gelir, tüm maillife radyoyu kısmaz, serin diyince klima 23°'yi pas geçiyor abov. 'bir yerde mahsur kalır mıyız' muhabbeti bambaşka; mersin'in ortasında simitçidir en 'yol bilir'lerine iniyorlar. süpercharger yöreselymiş gibi lakırdıya alışırız derken babam ikinci haftasonu evde prizden alet çekip duruyor. adamların bakışında tepki beni enerji verilip hırslı yapan haller komedi, rakip yolcum değil kılıkvalrta kalmak tek derdimiz.
    (bkz: aile bireyleri evo avci bekliyor menzilden şüphede) (bkz: sürekli şarj aptalikları yaşandı karakterli) (bkz: ev saati sana kaça çözüm çare hızım müsade)