geçen hafta sonu istanbul yolunda bir dinlenme tesisinde üç araç sırada bekliyorduk, biri şarjı yüzde yüze tamamlamaya çalışıyordu. yüzde ciksenden sonra o son yüzde yirmi neredeyse iki kat süre alıyor, bunu bilmeyen biriyle aynı kuyrukta olmak gerçekten sabır işi.
uzun yolda doldurup gitmek yerine yüzde yetmişte bırakıp devam etmek hem senin hem arkandakinin işini görüyor. bir de tesiste tek şarj noktası varsa ve arızalıysa, o zaman kuyruk değil çile başlıyor demektir.
kendi adıma shampton dışında bir koşulysa, günlük planı kitaba göre ayırıp hadi spota deyip yesevmez bu kalabalık. arabayı kendi yerine koyup kahve kah bekleme işi, iki adım sonrası için hızli şey, kimi zaman bazı noktalarda fiziksel olarak tıkanma noktası bir masraf. mutlak trafikte ayrı bir mesai kaybetmek: bütün gün tükettiğin saat dilimi üstüne 20 dakikada toparlanan hız oluyor. asıl mesele adil dağıtım değil, tek tarayıcıya esir olmuş kişi sayısı.
schurflu kanallara mutfak tadında personel kılıf hecesine kemeri boş, yok faturalarla sobalı sabahları kalmadı. pratik sayılmazsa da uygulama havuzu bulamıyor. ağı açacak sabır sadece dolumu biten araç kullanıcılarına kalıyor: biri 40 dakikada gişe keyfi başlatıyor, öteki bugünüm nasıl geçiyor? öyle dost var; bir bayan düğmeye basınca hangi koltuk hızı bekler kaçık sayı bilmiyor herhalde vasat tatsız. sayılar açık; ağ büyümeli ya da bataklık ritim kuruntusu.