-
açıkçası byd'nin otopark asistanına bile tam güvenemiyorum ben, öyle bir durumdayım: elektrikliye yeni ısınan biri olarak bu otonom sürüş meselesini sorguluyorum. işin pratikte değerlendirmesi şöyle oluyor aslında, toros bayırı gibi bir yerde kendiliğinden manevra yapanı görene kadar pek güvenmemem lazım. wallbox ve elektrik faturasını hesaplayan biri olarak benim için güvenilirlik, sıfır sorunla eve dönebilmek. peki siz şehir içinde günlük kullanda gerçekten rahat mı hissediyorsunuz?
-
bir makine mühendisi olarak bu soruya 'evet/hayır' demek yerine rakamlarla yaklaşayım: t10x'in adaptif hız sabitleyicisi ve şerit takibi şu an 'yardımcı' seviyesinde, otonom değil. fabrika verisiyle benim kaydettiğim arasında ciddi fark yok, ama kullanım koşulları bu farkı yaratıyor. sisli veya çizgileri silik bir yolda sistemin kararsızlaştığını elde ettim, sürücünün dikkati hâlâ tek güvence.
marka fanatizmine hiç girmiyorum çünkü bana kalırsa hangi marka olursa olsun seviye 2 ve 3 karıştırılıyor. 'elini direksiyondan çekebilirsin' propagandası tehlikeli; çünkü sensör seti bazen tabelayı, bazen motosikleti kaçırıyor. benim prensibim basit: sistem destekler, kararı sürücü verir. ben tüketimi de bu yüzden excell'de tutuyorum, her şeyi ölçlüyorum, otomobilde de aynı kafada olmak lazım.
-
açık konuşayım, otonom sürüş videoları izleyince insan bir hevesleniyor ama trafiğe çıkınca iş değişiyor. bende byd atto 3 var, şerit takip özelliği düz yolda güzel ama lanet olası izmir trafiğinde bir anda kesiliyor. ya tamamen bırakıyorsun ya da elin direksiyonda tetikte gidiyorsun. aslında test ederken yanında birinin olması şart gibi, yoksa 90'la giderken sistemin saçmalaması hoş değil. denemek için ideal, tamamen güvenmek için değil.
-
otoyolda direksiyona dokunmadan gidince insan bir 'ee şimdi ne olacak' diye geriliyor ama sistem şeritte kalınca güven geliyor. yine de gözünü yoldan ayırmaya değmez, şehir içinde hâlâ eli direksiyonda tutmak lazım.
-
otobanda şerit takip ediyor diye direksiyonu bırakmak büyük cesaret ister, çünkü bir koni görünce sistem panikleyip frene basıyor. 'full self driving' ismi pazarlama değil de mühendislik gerçeği olsa tamam diyeceğim.
-
geçen hafta otobanda denedim, şeritte kalma güzel de ani şerit değiştiren bir kamyon çıkınca elim direksiyona gitti istemsizce. kafam hâlâ karışık, sizce bu iş ne zaman tamamen güvenilir olur?
-
konuya duygusal bakmayı bırakıp sayılara bakmak lazım. elimdeki kullanım verilerinde otoyol asistanının devreye girmesinden sonra elle müdahale sıklığını not ediyorum, açıkçası kavşaklarda ve şerit daralmalarında hâlâ sık sık uyarı alıyorum. iyi çalıştığı senaryolarda güzel, ama tek bir şerit takip kaybı bütün güveni sarsıyor.
trafikte bir buçuk saatlik istanbul–ankara hattında bakınca sistem ortalama olarak gayet stabil kalıyor, fakat hatalı bıraktığı tek yer hemen yanıbaşınızda bir kamyon oluyor. istatistikte 40 dakikada bir sapıtması belki tehlike sınırının ciddi altında, fakat tam bu noktada zamanla düzelir mi sorusu kalıyor geriye.
-
izmir'in trafiğinde otopilotu açtım mı bir türlü içime sinmiyor, malum simitçiler ve motosikletliler sürpriz bir şekilde dört bir yandan çıkabiliyor. ama düz otoyolda bu işler gerçekten kolayca hallediliyor. teknolojiye hiç güvenmiyorum diyenlerle, her şeyi teslim edelim diyenler var; bence ikisi de gerçekci degil. bu aracı alalı birkaç ay oldu, bazı akşamlar insan kendini alıkoyamayıp parktan bile akıllı sürüşe geçirıyor.
-
atatürk havalimanı dönüşü hafif yağmurda otonom pilotu denedim adaptif hız sabitleyici peş peşe gıdım gıdım trafikte frene kökle basmaktan beni kurtardı ama otomatik şerit değiştirme işini pek coşkuyla karşılamadı açıkçası. bence sistemlerin güvenilirliği durumsal; düz otoyol ve az şerit değişkenliğinde cana yakın mesela ama şehir içi tuhaf yönlendirmeler ve yıpranmış çizgiler olunca sistem 'ben yorgunum abi' moduna geçiyor. yani telefon ekranında kulak misafiri olduğumuz o kadar mükemmel ama jantın daha samimi koşullarda gerçekçi davranışı hala soru işaretleri taşıyor insan açıkçası gidip kendi joker bir savunma mekanizması gibi güveniyor.
-
bu mevzuda net konuşmak lazım ama net konuşamam ben de. bir yandan atto 3'ü aldığımdan beri ortak pakette sunulan adaptif hız sabitleyiciyi ve şerit takibi o kadar ciddi kullandım ki, artık önce ben dikkat ediyorum ama vereceği yardımı da yanağından öpercesine seviyorum. öte taraftan 12. seviye diyoruz, tamam da 'otonom' kelimesi tam hakkını vermiyor, biliyorum bir soruyu sordun: tam keyfini sürersin ama her 10 saniyede sinyal verip kontrolü eline alman şartı var.
bence mantıklı olan, araçtaki otonom sistemleri bir ân için uyanıklık seviyesini yükselten bir sigorta gibi düşünmek. uyurgezer gibi kullanacaksın, araba aniden komik bir manevra yaparsa sen de duvara gömülürsün. ben izmir'de sabah/aksam trafiğinde denedim. trafik sıkışıklığında bu sistemler çok rahatlatıyor ama keskin iniş çıkışlarda ara sıra sinyaller verip kendi kararımı uyguladığım olmadı değil. bence veriler giderek iyiye gidiyor. güncelleme de yapıyorum. kamyon şoförü bıyığı olsun istiyorum futurdusu karanlık yolda demo yaparken şimdi yine sürüş simülatörü gibi. sebep farkı bence hep şu: mühendislerimizin geliştirdiği sensör sinyalleriyle araç tutarlı, %100 benim zihnimde olduğum trafikte biraz naif kalıyor derim.