istasyona yanaştım, iki araç önümde sırada. elektrikli araç kullanmanın en keyifsiz yanı sloganı. birisi yüzde 90'da şarj bırakıp arabaya patates yemeye gitmiş; diğeri twitter'da takılıyor. acaba bu sırada ac şarj mı yoksa hayat mı daha yavaş akıyor diye düşündüm. neyse ki menzil kaygısı efsanesini çoğu zaman içimde öldürmüş olduğum için durumu sakince karşılayabiliyorum.
bir ankaralı, mühendis ve togg kullanıcısı olarak bu başlığa yazmasam olmazdı. geçen hafta tatil dönüşü aksaray'daki yoğun bir istasyona denk geldim; gelelim hesaba: dört araç benzinlik dükkanlarından farksız dizilmişti, fiş uyumsuzlukları ve ücretlendirme belirsizliği derken doğrusu sabrım sınandı. lakin işin kötü yanı şu ki herkes cihazın %80 şarj vermesini inadına izliyor; arabadan çıkıp da ustaca bunun optimal tablo olduğunu gösteren yoktu.
sabah altı gibi sıra bir tek bana kaldı nihayetinde otuz dakika bekledim ama rüzgar beklentime göre olumlu çıktı: aksülamel sorunu değilmiş aslında dağıtım şebekesi zayıfmış basit beldesinde tesis azlığının fişine baktım, yetkili, 'hele şu üçte ikilik dengeler otursun' da deyivermesin mi. eee piyasayı seyreden bir mühendis kişisi evrak ve şema net ortada konuşmalıdır. şarj istasyonu demişken benim aracı şebekeye bağlayana göre excel tablomu ortaya koyduğumda yine tek başıma kalıyorum demekte, hoş geldi yani bu ülkenin hali değişik akıyor.