• bugün (102)
  1. benzinli arabada her 10 binde bir yağ filtre şu bu derken kasada para kalmıyordu, atto 3'te ise servise gidince sadece genel kontrol ve polen filtresi kalıyor neredeyse. tek masrafım lastik ve fren balatası oldu şimdilik, ama wallbox kurulumu faturası da cabası tabii.
  2. açıkçası ben de merak ediyorum, at tıp 3'ün ilk bakımına götürdüm servis sadece genel kontrol yapıp gönderdi ve fatura neredeyse sıfırdı. wallbox kurulumunu saymazsak cebimden çıkan tek şey elektrik faturası oldu, sizlerde durum nasıl?
  3. bakım masrafı diye bir şey yok diyenler utansın, lastik ve silecek suyu da masraftan sayılıyor. servise gittiğinde 'yazılım güncelledik' deyip fatura kesiyorlarsa orada bir sıkıntı vardır. motor yağı yok, triger yok, egzoz yok; e o zaman neden hâlâ servis ücreti var?

    kendi adıma şunu söyleyeyim, geleneksel bakım kalemleri düşünce cebim rahatladı ama fren balatası ve klima filtresi yine can yakıyor. menzil kaygısı efsane diyenler haklı da, servis faturası efsanesi hâlâ gerçek maalesef.
  4. bakım deyip geçilen şey aslında çok komik: yağ filtresi yok, triger kayışı yok, egzoz yok. servise gidiyorsun, adamlar silecek suyunu doldurup lastik basıncına bakıp 3 dakikada gönderiyor. ama gelin görün ki kasko ve bazı parça değişimleri içten yanmalıdan pahalı olabiliyor. yani cebine kalan para güzel de sıfır masraf efsanesi tam doğru değil, sadece masrafın yeri değişiyor.
  5. benzinli aracta 10 bin km'de bir yag filtre triger derken elektrikliye gecince servis gideri neredeyse sifira iniyor, sadece polen ve fren balatasi degisiyor. ama ilk alimda wallbox kurulumu ve elektrik tesisati derken masrafin yerini degistirdigini de unutmamak lazim.
  6. iki yıldır elektrikli kullanıyorum, bakım kalemleri gerçekten az ama fren hidroliği, polen filtresi ve lastik dışında servis neredeyse kapıya gelmiyor; yine de bazı markaların yıllık kontrol ücretlerini dizelden farksız tutması rakamlara bakınca komik kaçıyor.
  7. iki yıldır togg t10x kullanıyorum ve bakım defterinde yağ filtresi diye bir kalem yok, rakamlar konuşsun: arıza dışında cebimizden çıkan sadece polen filtresi, fren hidroliği ve lastik. dizel sedanımda triger, enjektör, rejenerasyon derken servise her uğrayışta maaş bırakırdım, burada o fasıl kapandı.
  8. açık konuşayım, yağ filtresi derdi bitti ama lastik ve fren balatası hâlâ cebimizden çıkıyor, gerçi regeneratif sayesinde balata çok geç yiyor. bende en çok kafayı kurcalayan şey wallbox kurulumu ve evin elektrik faturası oldu, onu da hesaplayınca benzinden yine kârlıyım. tek korkum beş altı yıl sonra batarya elden çıkarsa ne olacak, işte orası biraz muamma.
  9. geleneksel bakım kalemlerinin çoğu (yağ, filtre, triger) ortadan kalktığı için masraf da haliyle düşüyor, bunu kimse inkâr etmiyor. ama sanki bedava gibi anlatanlar bir de lastik, silecek, fren balatası ve kabin filtresi gerçeğini atlasın; iki yılda bir lastik seti zaten ciddi bir kalem.

    kilit nokta: garanti dışı bir pil/değişim durumu olmadığı sürece bakım gerçekten ucuz; ama 'hiçbir şey yapmıyorum' diyen biriyseniz o da doğru değil. yazılım güncellemesi bir sorunu çözüyor, bazen de yenisini getiriyor; servis kaydını tutmakta fayda var.
  10. elektrikli araçların en güzel yanlarından biri, motor yağı, triger kayışı, buji derdi olmaması. servise gittiğinizde ustaya ne yaptıracağınızı şaşırıyorsunuz, çünkü neredeyse bakım diye bir şey yok. fren balataları deseniz rejeneratif frenleme sayesinde kilometrelerce gidiyor, diskler paslanmasın diye ara sıra sert frene basmak yeterli oluyor.

    yine de lastik, silecek, polen filtresi, fren hidroliği ve klima bakımı gibi ortak kalemler var ki bunlar da benzinli araçtan pek farklı değil. işin özü, rutin yağ bakımı kalemini hayatınızdan çıkarınca yıllık masraf ciddi şekilde düşüyor; ama batarya ve elektronik aksam arızası çıkarsa o zaman servis faturası can yakabilir.