-
klimayı açarsam memlekete varamadan yolda kalırım korkusuyla yaz sıcağında arabayı hamama çeviren o muazzam fakir hissi.
bunun yüzünden elektriklisözlük'te sabahlayan kaç kişiyiz acaba merak ediyorum.
-
içten yanmalı motorun o zehirli konfor alanından çıkıp ilk defa elektriklisözlük semalarına inenlerin yaşadığı o meşhur varoluşsal sancının adıdır. yola çıkmadan önce on kere şarj haritası kontrol ettirir, otobanda yaldır yaldır giderken "acaba klimayı kapatsam fazladan yirmi kilometre daha gider miyim" diye insana kendi kendisiyle garip fakir pazarlıkları yaptırır.
halbuki altındaki alet zaten bataryayı optimumda kullanmak için kendi çapında yapay zekasıyla falan kıçını yırtıyor, sen hala yokuş aşağı inerken nefesini tutup araba hafiflesin diye umuyorsun. zamanla alışıyorsun diyorlar ama ekranda o batarya azalıyor uyarısını ilk gördüğündeki soğuk terlemeyi insana hiçbir psikolojik gerilim filmi yaşatamaz.
-
şarjım bitecek korkusuyla klimayı kapatıp ağustos sıcağında sucuk gibi terlemeye sebep olan o meşhur modern çağ hastalığıdır. ulan altındaki arabaya iki milyon lira saydın, bari camı falan aç da serinle be kardeşim.
-
akıllı telefonunun şarjı yüzde yirmiye düşünce panik atak geçiren bünyenin, altında iki tonluk araçla o stresi çarpı yüz olarak yaşaması durumu. sırf ekrandaki sayı düşmesin diye kışın ortasında montla araba sürdürüp klima açtırmaz, yokuş aşağı inerken de bedava enerji geliyor diye sevinçten ağlatır.
-
kışın donmamak uğruna montla araba sürdüren, yazın ter içinde kalmayı göze aldıran modern zaman hastalığı. gösterge panelindeki o düşen sayılara baka baka şizofren olma garantili bir durumdur.
şehir içinde kralım diye gezerken uzun yola çıkınca süt dökmüş kediye dönen elektrikli araç sahibinin, bozuk çıkan şarj istasyonunun önünde yaşadığı o derin varoluş sancısıdır.
-
kışın ortasında klimayı açmaya korkup montla araba sürdüren, insanı durduk yere matematik profesörü yapan modern çağ hastalığı. batarya bitmesin diye otobanda tır arkasına saklanıp rüzgar tüneli kovalamak da işin tuzu biberi.
-
elektrikli araç sahibinin en büyük kabusu, içten yanmalı motor bağımlılığının en büyük yan etkisi. aslında şehir içinde gezerken gereksiz bir korku ama o şarj yüzdesi yirminin altına inince insan ister istemez geriliyor, yalan yok. sırf şarj bitmesin diye kışın ortasında klimayı kapatıp arabayı montla, bereyle süren teknoloji tutkunlarını doğuran psikolojik durumdur kendisi.
hele ki bayram tatilinde uzun yola çıkacaksanız yanınızda sakinleştirici falan bulundurmanızı gerektirir. zira haritada var görünen şarj istasyonu bozuk çıkarsa veya önünüzde şarj kablosunu takmayı beceremeyen bir dayı varsa yaşanacak o gerginliği elon musk gelse çözemez.
(bkz:
tır arkasına saklanan tesla sürücüsü)
-
telefon şarjı yüzde doksanın altına düşünce kriz geçiren neslin arabalı versiyonu.
klimayı kapatıp camları açarak tasarruf ettiğini sanan dayılarla aynı genetiği taşırlar.
-
klimayı kapatıp en sağ şeritten tır arkasına takılınca bir nebze azalan modern çağ hastalığı. sırf ekranda iki km fazla göreceğim diye koca kış montla araba kullandırır adama.
-
kışın montla araba sürdüren, ekranda azalan batarya yüzdesini gördükçe insanın ömründen de yüzde götüren modern çağ hastalığı. sırf bu yüzden iki milyonluk arabanın içinde donarak seyahat eden, gözü sürekli kalan kilometrede olan tipler görebilirsiniz.