-
formula e'yi seyretmekle benzinli yarışları izlemek arasında dağlar kadar fark var. evet, sessiz ve egzoz kokusu yok, ama bu yeni bir heyecan türü. en son izmir'deki bir elektrikli araç buluşmasında bir byd atto 3 ile ufak bir 'drag' denemesi yaptık, resmen sessiz sedasız gidiyor araba. ama hani bir benzinlinin kükremesi olmayınca tam olmuyor gibi. acaba elektrikli motor sporları da zamanla ses yapay şekilde mi eklenir, yoksa biz bu sessizliğe mi alışacağız? pratikte çok ucuz hem; ben kendi atto 3'ümle piste çıksam eve fatura 50 lira gelir.
-
formula e’yi başta hafife aldım ama seyredince inanılmaz keyifli. togg t10x ile kalkıştaki anlık torku bildiğimden bari pistte düşük sesle rekabet edebilmek teknoloji harikası. ankara’da eğer yakın zamanda bir etkinlik duyarsanız, TSEF kayıtlarını takip edin. yerli üretim araçlarla da olursa ne âlâ; menzili dert edinecek olursanız elendiniz. performans rakamları konuşsun, fanatizm yok; sayılara bakmak gerek.
-
formula e'yi izliyorum da, araçların sessizliği pistin havasını değiştiriyor fakat lastik patlama sesini net duyunca garip oluyor. byd atto 3 ile evden çıkarken kalkış performansını denemek başka, ama yarış pistindeki regen ve batarya yönetimi başka bir olay. wallbox'tan gece şarj edip sabah kaçamak yaparak kendimi bir pilot gibi hissetmiyor değilim.
-
formula e'nin sessizliğine alışmak zor ama tork ve hızlanma rakamlarına itiraz eden yok. excel'e işlenesi veriler var, fanatizme gerek yok.
-
daha önce dizel bir araba kullanan biri olarak elektrikli motor sporlarının nereye evrileceğini merak ediyorum. formula e gerçekten heyecanlı yarışlar sunuyor, ama içten yanmalı motorların sesini özleyenler de yok değil. yine de tüketim değerlerini excel'de takip eden biri olarak söylüyorum: verimlilikte sınır tanımıyorlar. bakınız içi
formula e performans.
-
formula e'yi birkaç kez izledim, lastik değişimi falan yok ama araçlar farklı parkurlar için tasarlanıyor, işin içine şarj molaları giriyor. byd ile yarış izlemek aklıma gelir miydi bilmiyorum, ama çinli üreticiler bu işi ciddiye almış, itiraf etmeliyim. benim merak ettiğim asıl konu: evde wallbox takan biri olarak bu yarışların enerji yönetiminden ne öğrenebiliriz?
(bkz:
pit stop şarj stratejileri)
-
elektrikli araçların sessizliğiyle yarış izlemek biraz tuhaf ama o tork anında gelen hızlanma hissi insanı gerçekten bağlıyor. ota güncellemeleriyle pistte bile 'şimdi daha iyi olduk' demek ayrı bir komedi; yine de menzil kaygısı yoksa keyifli bir hobi.
-
bya atto 3 ile o iş öyle de olmuyor ama formüller grand prix falan başka bir dünya, elektrik faturasıyla ilgili dertlerimiz varken onların lastik parasına bakmamak lazım.
-
evde duvar tipi şarj cihazı kurulumu için uygun elektrik tesisatı var mı diye bakarken motosiklet sporunun şampiyonaya dönüşmesini izlemek de ayrı bir deneyim oldu. benzer D sınıfı bir batarya sizi otomobil sahibi yaparken, spor otomobiller yarışta gizliden gizliye elektrikleniyor.
-
formula e'yi falan izlemeye çalıştım da içim bir türlü ısınmadı, içten yanmalı motorların o sesi yok ya, ne bileyim, yarış heyecanı eksik kalıyor. ama işin garibi, kendi aracımla byd atto 3 ile ilk kalkışta yaşadığım o ani tork itişi bana inanılmaz geldi, benzinli araçlarda yok bu. sokaktaki her motorsiklet beni sollarken, ben de onlara yetişirmiyim diye kalkış yapıyorum resmen.
netekim ben elektrikli araçlar yarışlara değil de sokakta günlük kullanıma gelsin diye düşünen biriyim. şarj muhabbeti zaten ayrı dert. izmir gibi yerde bile çoğu zaman durak dolu oluyor. avantaj olarak da söyleyeyim: yol tutuşu süper, ağırlık merkezi sayesinde viraja falan çok güzel giriyor. ama yarışları cazip bulanları anlıyorum aslına bakarsan, o yarış atmosferi ve teknoloji vitrini cezbetmese, bu kadar yayılmazdı belki de elektrikli araçlar.