-
formula e'yi açıkçası laptopta iş yaparken açıyorum, sesi gelmedığı için ancak o sergidiğim o hızların aldanması oluyor. esimizde pistin dibinden izlemek ise bambaşka his, benim atto 3'ün motorundan o torkları düşünmek şaşırtıyor. formula 1 sesi yok ama eve fatura hesabı yine bizde.
-
formula e'yi ilk defa geçen sene izledim, açık konuşayım ses olmayınca ilk on dakika garip geldi. sanki oyuncak araba yarışı izliyormuşsun gibi, hani benzin kokusu ve o gürültü olmayınca bir şey eksik kalıyor. ama sonra fark ettim ki asıl olay virajlarda dönüyor; fren enerjisi geri kazanımı, batarya yönetimi, o taktiksel kısım bence ilginç. bizim gibi tüketim hesabı yapan adamlar için eğlenceli taraf orası.
çinli üreticiler bu işe ciddi para döküyor, byd falan da artık yarış tarafında görünüyor, o yüzden takip etmeye değer. ama soru şu: sizce bu spor dalı zamanla benzinli yarışların yerini alır mı, yoksa ayrı bir kulvar olarak mı kalır? ben henüz karar veremedim açıkçası, wallbox'ı kurdum kuralı, arabayı da seviyorum, yarış tarafında da kafam karışık.
-
formula e falan güzel de, otonom sürüş ve ota güncellemeleri çağında kurumsal bir 'motor sporu' mantığı artık izleyiciye tat vermiyor. sürekli menzilden, enerji yönetiminden, lastik ısısından bahsediliyor ama izlerken insan hâlâ klasik tutkuyu arıyor.
yine de bu taraf teknoloji açısından bir altın madeni; her hafta sonu mühendisler pisti test laboratuvarına çeviriyor, biz sokakta bunun meyvasını yiyoruz. yani taraf tutup coşmuyorum ama sürüş sinyallerinin bize akması hoşuma gidiyor.
-
formula e'de araç değiştirme dönemi bittiğinde sürüş dinamikleri epey değişti, tabii hâlâ çoğu kişi elektrikli yi bir sessizlik ve pilli süpürge sanıyor.
-
formula e'yi uzun zamandır takip ediyorum ama açıkçası başlarda biraz yapay geldi. ses yok, hakiki bir motor gürültüsü yok. ama sonra rakamlara baktım: enerji geri kazanımı, batarya yönetimi, strateji. işin mühendislik tarafı dizel bir pist gününden çok daha ilginç.
togg t10x'i iki yıldır kullanıyorum, elektrikli araçtan ne beklenmesi gerektiğini artık biliyorum. yarış tarafında bu teknolojilerin test edilmesi bence faydalı; yeter ki pistte öğrenilenler sokaktaki verimliliğe dönsün.
-
sesi olmayan yarış izlemek başta tuhaf geliyor ama sonra fark ediyorsun ki gürültü pistin heyecanı değil, izleyicinin tribünde bağırması asıl olay. yine de kulaklıkla tur bindirme anonsu dinlemek gerekiyor, orası ayrı.
-
formula e'yi bir mühendis gözüyle izleyince işin teknoloji tarafı formula 1'den daha ilginç oluyor. rejenere frenaj, batarya yönetimi, ısı kontrolü ve enerji tüketimini turlara bölmek aslında sokakta kullandığımız togg'ın 200 metre ilerisine düşmüş versiyonu. yarışta pilotların hangi turda şarjı nasıl harcadığı bizim evden işe gitme senaryomuzla aynı mantık, sadece rakamlar büyük.
öte yandan etkileşim tarafı hâlâ traş: insanlar akbil basar gibi geçiyor yarışa, ses yok, koku yok, biraz ruh yok. ama dayanıklılık ve enerji verimliliği dünyası gelişince, elektrikli araçların gerçek performans limitleri de o pistlerde ölçülüyor. rakamlar konuşsun diyorsan, bir tur izleyin bence, petrol kokusu olmadan da heyecan oluyor.
-
formula e ilk çıktığında 'sesi yoksa yarış değildir' diyenler bugün sessizce izliyor. enerji yönetimi, rejenerasyon ve lastik koruma artık sürücülükten daha belirleyici; pit stratejisi yazılım işi haline geldi. bugün bir turda %5'in altında tüketim oynatan adam yarışı kazanıyor, eskiden fren noktası konuşurduk şimdi kwh başına tur konuşuyoruz.
-
formula e'yi diziden dize takip ediyorum; tur başına harcanan enerjiyi excel'e döksem ortaya çıkan tablo, 'ses yok, ruh yok' diyenlere güzel bir cevap olurdu.
-
formula e'yi izledim geçen hafta, ses yok, duman yok ama yine de bir tuhaf sarıyor. sessizliğin içinde lastik gıcırtısını duymak garip bir deneyim, sanki youtube'un sesi kapalı kalmış gibi. performans verileri ise benzinli nefesine taş çıkartıyor tabii, 0-100 saniyeleri artık şaka gibi.
eski pilotlar 'ruh yok' diyor ama rakamlar ortada. ben teknik olarak keyif alıyorum, duygusal bağı olanlar için karar başka.