-
formula e'yi izlerken içten yanmalı motor sesi özlemi çekmiyor değil insan ama kalkıştaki o anlık tork bağımlılık yapıyor. byd'nin yarış takımı kursa belki drag yarışı yaparız biz de.
-
formula e'yi ilk duyduğumda sessiz yarış ne kadar heyecanlı olur demiştim. meğer motor sesi yerine lastik kokusu ve jeneratör vızıltısı da atmosfer yaratıyormuş.
-
formula e'nin sesi hindi kızartması gibi tuhaf ama sunduğu strateji ve pil yönetimi ise çok derin. veyron'ların yanında yarış pilotları artık konsol oyunu oynuyor gibi; gerçek güç artık yazılımın ellerinde.
-
atto 3'le katılamam da izlemek keyifli; benim asıl heyecanım wallbox açıkken yarışı izlerken ampullerin yanıp sönmemesi, elektrik faturası gelince gerçek yarış başlıyor.
-
biz atto 3 sahibine göre düz yolda pil yakan arabalar kadar olsun, kaldırımdan tırmanıp giden için ayrı dert; neyse ki dükkanın önüne wallbox koyduğumdan beri benim yarışım daha çok çay içmeden faturanın gelip gelmediğine bakmakla geçiyor. o heyecan bana yeter diyorum ama yine de yarış saatlerini kaçırmamaya çalışıyorum.
-
bir arkadaşım formula e biletlerini göstere göstere gitti, dönünce bana yarışın sessiz geçtiğini söyledi. formula e'yi izlediğimde benim bugünün sporlarında görmediğim tek bir şey var: pit stratejisinin şarj hesabıyla değişmesi. ama 'e-pit stop' deyince bana hâlâ kablosuz şarj istasyonu gibi geliyor.
yarış sırasında düzlüklerde bir hışırtı, bir de freansaj enerjisinden nasıl maksimum kazanılacak kısmı kıyasıya. tesla'sı olan biri olarak beni tek düşündüren, yarış kazanmak mı yoksa reklamı yapılan 'enerji verimliliği rekoru' mu. bu kadar hızın olduğu yerde şişe suyu yetmiyor, tablolar takılıyor. gerçi kenarda gösterge gibi duran alttaki ''enerji geri kazanım'' diyagramları resmen benim olandan çok ilginç, ne yapalım, formasyon onun için var.
-
formula e'yi ilk izlediğimde bir anormallik vardı, mükemmel bir sessizlikle yarışıyorlardı ama bir tuhaflık hissetmiştim. şimdi byd sahibi olunca daha iyi anlıyorum. o anlık tork olayı gerçekten inanılmaz. f1'de devir yükseltirken beklersin, elektrikli sekans değil anında basıyor.
asıl heyecan şampiyonadaki stratejilerde. bataryaları büyütemiyorlar, enerji yönetimi yapmak sporcuların maraton koşması gibi bir şey. şarj stopları, fanları, hepsi ayrı detay. biraz fazla strateji ama teknolojik olarak epey keyifli. kendi aracımla ilgili olan kısmı ise farklı: yarış heyecanı başka tabi ama günlük kullanımda heyecan istersen troleybüs gibi değil, gerçekten uçuyor.