-
sıfırdan yüze 3.5 saniyeyi gördükten sonra trafik lambaları sana başka görünüyor. city modunda bile gaza yüklenmeden duramıyorsun, o his gerçekten bağımlılık yapıyor. sonra lastiklere bakıyorsun, 20 bin km'de ömür bitmiş.
asuslu taraf şu: güncelleme gelir, bir gün hızlanma bir tık düşer, akşam uyanırsın ki fren mesafesi sayılıyor. illa ki adrenalini arayacaksan pist günlerine git, otoyolda şov yapmakla olmuyor bu iş.
-
yıllarca benzinli arabalarla büyümüş biri olarak söylüyorum: elektriklinin sana verdiği o ışık gibi kalka şey 40 yıllık benzinli reflekslerimi bozdu. 0-100'ü önde kimse takmıyor aslında, önemli olan ışıklardan itibaren noktasal debriyaj derdinden kurtulma rahatlığı. atto 3 gibi alt orta segment bir cihazda bile bunu hissedince insan ister istemez kendini şehir içinde roll'cu gibi davranırken buluyor. yalnız arkadaş, performans bağımlılığı dediğin şey bu sınıf bir cihazda gerçekten de tatmin edici oluyor, servise gitmiyorsun her ay yağ filtresi diye.
hesabı şöyle yapıyorum artık: 0-100 kaç saniye değil, günlük tüketim kaç kwh/100, yıl içinde kaç tl fatura getiriyor. aradaki fark şu: performans sanılınca arabaya bayılıyorsun ama o hızlanmaları toplayıp da kullanınca pill sokaklarda ısınıyor, aynı gün menzilde 30 km kaybediyorsun. kimse söylemiyormuş bunu, ben de kendim keşfettim. şehirli, gündelik kullan ki gerçekten keyfini alırsın. sabaha kadar gazlamaya çalışana hiç tavsiyem değildir.
-
elektrikli araçlara geçtikten sonra fark ettiğim şey, aslında insanın hıza değil o ivmeye bağımlı hale geldiği. yok yere kalkışlarda gaza basıp aynada kalanları görmek bir süre sonra keyif olmaktan çıkıp refleks oluyor, dönüşte sakin gitmeye çalışsam da ayak yerinde durmuyor.
benzinlide bu kadar çabuk alışmamıştım desem yeridir, çünkü orada motor bağırır ve bir çekince gelirdi. bunda sessiz sessiz uzuyor, o yüzden fark etmeden ortalamam yükselmiş. sonra da lastik ve faturayı görünce 'biraz sakin' diyorsun ama o da bir yere kadar.
-
elektrikli araçla 0-100 verisi araç teması haline gelmiş durumda. ben de ilk başta tabloya baktım, şimdi ise bu sonuçları kendi sürüş verilerimle karşılaştırıyorum: şehir içi ortalama hız 34 km/s, 12 aylık tüketim 16,4 kWh/100 km. şasinin tepkisini ölçtüğümde mutfağa efekt katan rakam, direksiyondaki gerçek keyfe çok az katkı sağlıyor.
süre için tasarruf ilkesini unutmamak lazım: sert kalkış ve yüksek hız tüketimi epey artırıyor, batarya sağlığı da olumsuz etkileniyor. mühendis olarak söylüyorum, o test videoları bazen arabayı değil tuşa basanı sıkıştırıyor. rakamlar konuşsun, egoya kimse söz vermesin. marka tutkusu bu işin en yorucu kısmı.
-
bir hafta sonu otobanda sıfırdan yüze bakıp "hızlanmam yavaş" diye şikayet eden bir sürü insan var. halbuki şehir içinde en çok ihtiyacımız olan şey hızlanmak değil, frenlememek için trafiğin akması. hızlanma verisi güzel bir pazarlama kozu ama günlük kullanımda fark yarattığı iddiası biraz abartılmış durumda. yine de ekipteki en hızlı arabayı istiyorum, orası ayrı bir mesele.
-
aramızda şu yok: insanın sağ ayağı bir süre sonra bağımsız hareket etmeye başlıyor, ışıklardan atlayınca o koltuk arkasında oluşan basınç bağımlılık yapıyor. model 3'e geçmeden önce bunun bir meziyet olduğunu sanıyordum, meğerse basit bir nanelik doğası, debriyaj gerekmez, vites düşürmezsin, iki saniyede yüzdekmilyon yaptın. sonra ekranın köşesinde tüketim rakdıbına bakıp utandığım oluyor.
bir de otonom sürüş hayranlığım farklı bir kanal; şehir içi trafiğinde şerit tut yaptığında yanından horoz gibi geçen sürücüler sanki teste giriyor. uzun lafın kısası, bu makine uzun yol yerine tapagaz tatmin cihazı olma eğiliminde. bir an ailelerini düşün, bir an rakamları; ama itiraf edelim küçük bir dokununca insan o basınca alışıyor, psikologluk durum.
-
şu 0-100 verisini ezberleyip de trafikte şerit değiştirmeyi beceremeyen çok tanıdık var doğrusu. hız tutkusu bende de vardı ama artık o kanalı wifi'a verdim, güncellemeler gelsin diye bekliyorum.
-
0-100'den bahsetmek artık bir çeşit trader raporu gibi, oysa otoparkta kırk kere dönülsün diye uğraştığım arabam menzili şarjın bitmesyile ilgili paniğimi kısa tutmak için bana yetiyor.
-
byd atto 3'ü aldıktan sonra ben de bu bağımlılığa kapıldım açıkçası, her kalkışta gaza basınca sırtım koltuğa yapışıyor. ama sonra elektrik faturası geliyor ve o an anlıyorum ki hızlanma keyfi wallbox'ın kablosuna bakıyor. merak ediyorum, sizce bu bağımlılık sadece ilk aylarda mı oluyor yoksa hep böyle mi gidiyor? ben şimdilik şehir içi 60'ı geçmemeye çalışıyorum, yoksa menzil yine yerlerde sürünüyor.
-
elektrikliye geçince insanın fark ettiği ilk şeylerden biri. dizelde gaza basarsın, şanzıman düşünür, turbo dolar, sonra gelir. elektrikliye binince o aradaki tüm bekleme siliniyor ve bir süre sonra bu gecikmesizlik bir tür tatmin oluyor, tatmin de zamanla bağımlılığa dönüşüyor. aslında mesele hız yapmak değil, tepki süresinin sıfıra inmesi; otopark çıkışında bile aynı ani tepkiyi alınca ortalama bir sürücü de aradaki farkı bedeninde hissediyor. tabii bu elma şekeri sadece trafikte erimeye başlıyor.
kırmızı ışıkta yanındaki kim olursa olsun kalkışta öne fırlamak ilk haftalar eğlenceli, sonra ölçmeye başlıyorsun. hangi sürüş modunda kaç veri, kaç kilovatla patinaja giriyor, hangi hava sıcaklığında hangi değerler düşüyor. ben excel'de tablo tutmaya başladım, çünkü rakamlar yalan söylemiyor ve zamanla anlıyorsun ki bu his dediğimiz şey aslında bir kalibrasyon meselesi. yine de millî meseleye dair marka fanatizmine düşmeden söylemek lazım: yazılımsal olduğu kadar mekanik bir olay, lastiğin tutunuşu, asfaltın sıcaklığı, aracın ağırlığı. insan bu üçünü unuttuğunda hırslanıyor. on saniyede pil biterken ağıt yakmak serbest değil ama.