• bugün (99)
  1. şehir içinde kırmızı ışıkta ilk kalkış zevki diye bir şey var ya bu başlığın en masum hali. benim dizelden geçince hayatım değişti, şimdi her yere gereksiz yere hızlı mı gidiyorum ona da emin değilim. biz daha arabaya bindik derken araya birileri görünmez, bu insanı şımartan cinsten bir güç hissi veriyor.

    sonra bir bakıyorum yaş ortalaması yükselmiş, elim ayağım buna ayak uydurmuş ama içimden bir ses diyor ki bu arabayı biraz indir, dünyayı seyret. naptık abi biz? elektrikli araçla birlikte trafikte halimiz buydu işte, veriyorum ben kendimi bu hız şeytani çekiciliğe. tek dert fotoyu sonradan hatırlamazsam bir de elimdeki çay için ebik gubik şeylermiş bakımdan içimize biraz normal devirdiylilik otursun artık. ilk birkaç ayı görsen havam dalgası derlerdi şimdi biraz sakinim. bu tarz bakınız istemiyorum ama demedi demeyin: bu iş gerçekten böyle bağımlılık yapan bir huy. bu badandan başka baharımız yok gibi. bir de fatur ay sonunda gelince soruyorum kendime o kadar sürat şart mıydı diye, wallbox durur orada pişmanlıkla bakınırım ama her yeni ışıkta ver ciğerini otur bana. elektriğin halinden nasiplenelim mecburen. aklıma şarj ağları gelince bir ukde daha tamam mı daha da coşarım. ben ki servisten çıkalı kaç ay oldu hâlâ şu süratle yaptığım her hareketin gerekliliğini sorgulayabilmiş değilim. yavan skalar olmadan üvey pedalları doyasıya hisset dedim olmadı burada tamam herhalde mevzu: bu iş çözüm değil keyif yarışı. goz musun kara bu, dikkat et. bakiim, ilk sıkıntıda kapına hız sabitleme mi şart biz zar zor yaşıyoruz. lafın özü kolum dizi, kalbimizi bağladık.
  2. dizelden elektriğe geçeli iki yıl oldu, hâlâ her kalkışta o anlık torkun keyfi başka. excel tablomda tüketim takibi yapıyorum ama kabul edeyim, gaz pedalına her bastığımda o tabloya yalan söylüyorum.
  3. atto 3 ile ilk kalkışta koltuğa yapışınca kendimi tutamadım, benzinli aracımdan sonra bu hız resmen uyuşturucu gibi geldi ama zamanla sanırım sıradanlaşıyor. bazen şehirler arası yolda yavaş bir tırı sollarken gazı sonuna kadar bastığımda o anki gülümseme yüzümden düşmüyor bu tarz bakınız (bkz: elektrikli sarhoşluk)
  4. şimdi adam her elektrikli araca bindiğinde gaza basıyor gülümsüyor, ben de diyorum ki bu işin sonu yok, bir bakmışsın motorun sesini değil, o anki 'vınn' efekti hoşuna gitmeye başlamış. ama itiraf edeyim, ben de wallbox kurduğumdan beri gecelik tarifede hızlanmayı denemek için bahaneler arıyorum.
  5. yokuş aşağı itmeden araba kullanmayı unutmak gibi bir şey. şimdiye kadar hep '100 km hıza ulaşma süresi' diye pazarlanan ama aslında tamamen anlamsız olan bir kavramın esiri olduk çoğumuz. kırmızı ışıkta kalkıp direkt kafanı arkaya yapıştıracak bir güç, sonra yeniden bağımlısı oluyorsun ki her MG, Togg, BYD sahibi bunu bilir. tabii benzinliye dönünce vites geçişlerindeki tırtık ama bizde artık devir aralıkları lazer gibi Tork olsun yeter, son hızın kime ne faydası var stadyum gibi otobanda yine ceza yazarlar.

    müsait şartlarda şu 'eskiden ne güzel kornişelere sarıyorduk' konulara şüpheyle bakarım dolabın evrilmesinin verdiği haz yeter. ne pedallar susturucusuz mıknatıs avcısı, direkt sürüşü bayram şekeri gibi parlat her elektrikli araç kullanıcısının bilmiyo sanmayın, kalkış değil de beni ürküten şu günler var bir de drone gibi sessiz şekilde hızlanma 115 tl hızlı şarjdan kaçma eylemine dönüşüyor. üşenmeden dıy kanka zevk meselesi, öyle kuru gürültüye pabuç bırakılacaksa dizel hil arayan oturamaz da biziz yani.
  6. bir kez full throttle'a bastın mı gerisi çorap söküğü gibi geliyor, insanın içinde ufaktan bir yarışçı uyanıyor ama sonra derdini anlatacak kimse bulamıyorsun.
    (bkz: elektrikli araba sendromu)
  7. hız denen şey bir kere tadınca bırakamıyorsun, hele ki o anlık torku yaşadıktan sonra içten yanmalı araba sanki bir uyku ilacı gibi geliyor. yeşil ışıkta ilk kalkışın heyecanı yetmiyor birazdan her kalkışta kendini daha fazlasını isterken buluyorsun, sonra diyorsun ki bu bir bağımlılık mı yoksa farkındalık mı?
  8. dizel bir sedandan togg t10x'e gectim, ilk hafta adaptasyonu zor oldu. onumdeki araba yeşil yaninca gazlamak oyle bir refleks haline geldi ki bir sure sonra fark ettim ki sadece hizdan degil, o anki tuketim degerimin excel'deki hucreye yazacagim rakamin guzelliginden de keyif aliyorum. performans rakamlarini kagit uzerinde biliyordum ama direksiyonun arkasindaki buyuyu tahmin edememisim.

    simdi durduk yere 'acaba 0-100'u kac saniye ama sadece kağit uzerinde ne el veriyor degil, gercekte ne kadar verimli kullanabiliyorum' diye kendimle yarisiyorum. neyse ki menzil hesabim belli, sarj istasyonu planim hazir, yoksa bu hiz bagimliligi butceyi de zorlardi. hizlanmak guzel de, o tuketim degerini her gun artan sarj fiyatiyla birlesince insan bir kere daha dusunuyor bu tarz hizli gaza bastigi geceler nelere mal oluyor diye bakıyor.
  9. attoyla bile kalkışlarda o ani tork insanı bağımlı yapıyor, bir süre sonra normal arabaya binince gaz yemiyor gibi geliyor.

    ama şunu fark ettim, bu tatmin biraz pahalı; lastikler ve menzil bundan ciddi nasibini alıyor, sakin kullanınca fatura da düşüyor.
  10. aracı alırken kağıt üstünde 0-100 verisi hoşuma gitti tabii, kim olsa hoşuna gider. ama şehir içinde o hızlanmayı günde kaç kez kullanıyorsun dersen, cevabı bir elin parmaklarını geçmez. bizim esnaf tarafında asıl önemli olan sabah dükkâna giderken akü sıcaklığı, şarj maliyeti ve lastiğin ne kadar gittiği.

    açık konuşayım, ilk zamanlar ışıklarda gazı köklüyordum, keyifliydi. sonra lastikleri ne kadar çabuk yediğimi görünce kendime geldim. performans hevesi batarya ve faturayla beraber geldiği için bir noktadan sonra insan sakinleşiyor. yani bağımlılık var ama cebin de bir sınırı var, iki taraf bir yerde el sıkışıyor. değer mi derseniz, deneyin, görün.