• bugün (105)
  1. şehir içinde kırmızı ışıkta ilk kalkış zevki diye bir şey var ya bu başlığın en masum hali. benim dizelden geçince hayatım değişti, şimdi her yere gereksiz yere hızlı mı gidiyorum ona da emin değilim. biz daha arabaya bindik derken araya birileri görünmez, bu insanı şımartan cinsten bir güç hissi veriyor.

    sonra bir bakıyorum yaş ortalaması yükselmiş, elim ayağım buna ayak uydurmuş ama içimden bir ses diyor ki bu arabayı biraz indir, dünyayı seyret. naptık abi biz? elektrikli araçla birlikte trafikte halimiz buydu işte, veriyorum ben kendimi bu hız şeytani çekiciliğe. tek dert fotoyu sonradan hatırlamazsam bir de elimdeki çay için ebik gubik şeylermiş bakımdan içimize biraz normal devirdiylilik otursun artık. ilk birkaç ayı görsen havam dalgası derlerdi şimdi biraz sakinim. bu tarz bakınız istemiyorum ama demedi demeyin: bu iş gerçekten böyle bağımlılık yapan bir huy. bu badandan başka baharımız yok gibi. bir de fatur ay sonunda gelince soruyorum kendime o kadar sürat şart mıydı diye, wallbox durur orada pişmanlıkla bakınırım ama her yeni ışıkta ver ciğerini otur bana. elektriğin halinden nasiplenelim mecburen. aklıma şarj ağları gelince bir ukde daha tamam mı daha da coşarım. ben ki servisten çıkalı kaç ay oldu hâlâ şu süratle yaptığım her hareketin gerekliliğini sorgulayabilmiş değilim. yavan skalar olmadan üvey pedalları doyasıya hisset dedim olmadı burada tamam herhalde mevzu: bu iş çözüm değil keyif yarışı. goz musun kara bu, dikkat et. bakiim, ilk sıkıntıda kapına hız sabitleme mi şart biz zar zor yaşıyoruz. lafın özü kolum dizi, kalbimizi bağladık.