• bugün (96)
  1. ac şarj dediğiniz olay aslında aracın üstündeki şarj cihazının işi. evdeki prizden ya da wallbox'tan gelen alternatif akımı, araç kendi içindeki dönüştürücüyle doğru akıma çeviriyor. yani ac'de sınırı belirleyen araç, dc'de ise dışarıdaki istasyonun kendisi.

    dc tarafında ise dönüştürücü istasyonun içinde, doğrudan bataryaya veriyorsunuz. bu yüzden hızlı ama bataryayı daha çok yoran bir yöntem. günlük kullanımda ac, yolculukta dc mantıklı. "menzil kaygısı bir efsane" diyenlere sorsanız zaten hepsi ac'de takılı kalıyor, dc'yi sadece tatilde hatırlıyor.
  2. ac evdeki prizin akıllısı, dc ise otoyolda hayat kurtaran; ikisini karıştırıp dc diye ev prizini ararsan masal dinlersin, cihaz gücü rakamlarla sabit.
  3. ac şarjda aracın kendi içindeki şarj cihazı devreye giriyor, dc'de ise doğrudan bataryaya yükleniyoruz. evde wallbox taktırdım, gece takıyorum sabah dolmuş oluyor, dc'de ise yarım saatte %80'e çıkıyor ama her gün kullanınca bataryaya zarar verir mi diye düşünmüyor değilim.

    (bkz: batarya sağlığı)
  4. ac tarafında araçtaki dahili şarj cihazı devreye giriyor, dc'de işi doğrudan istasyon üstleniyor; yani biri yavaş ama her yerde, diğeri hızlı ama nadir. tüketim tabloma göre şehir içinde ac, uzun yolda dc mantıklı, gerisi biraz da sabır meselesi.
  5. ac tarafında araçtaki dahili şarj cihazı devreye giriyor ve güç genelde 11 kw civarında kalıyor, dc'de ise doğrudan bataryaya yüklenildiği için 100 kw üzerini görmek mümkün.

    sonuç olarak evde gece boyunca ac ile dolan araç, yolda dc ile yarım saatte yüzde ciksene çıkabiliyor; hesabı kitabı seven biri olarak ikisini aynı kefeye koymayı doğru bulmuyorum.
  6. şarj istasyonuna ilk gittiğimde kafam çok karışmıştı, kablo ucu tutmuyor bir türlü. meğer olay ac ve dc meselesiymiş. ac yani alternatif akım, evdeki prizden duvara bağlı wallbox'a kadar gelen standart elektrik. arabanın içindeki şarj cihazı bunu dc'ye çeviriyor, o yüzden güç biraz kısıtlı kalıyor, genelde 7-11 kw civarı takılıyorsun.

    dc yani doğru akım ise direkt bataryaya giden hızlı şarj. otoyolda gördüğün 60-120 kw'lık istasyonlar bu işi yapıyor, on beş dakikada ciddi menzil ekliyorsun. ama her gün dc'ye abanmak batarya sağlığı için iyi değil derler. ben pratikte şöyle yapıyorum: gece evde ac ile dolduruyorum, uzun yolda dc ile takviye. ikisi rakip değil, birbirini tamamlıyor aslında.
  7. ac şarj aslında aracın kendi üzerindeki şarj cihazını kullanır, dc'de ise doğrudan bataryaya akım gider. yani ac'de gücü aracın sınırlar, dc'de ise istasyonun verdiği güç neyse o. bu yüzden dc'de 18 dakikada %10-80 arası dolarken ac'de bu süre saatler alır. iki yıldır ölçüm yapıyorum, şehir içi ac, uzun yol dc mantığı hâlâ geçerli.
  8. dc verince dolum hızı uçar ama batarya sıhatı için sürekli o tarz zorlamak doğru değil; evde kendi 11 kw'lık kutunda takılıp uyuyorsun, iyi tarafı bu. yoksa ülke genelini şarj cihazı bolluğuna bakarak değerlendirenler yine oturup atasözü söylüyor.

    bir de kabloya kimse bakmıyor: ac'de aracın kendi şarj elektroniği, dc'de istasyon; ilki bir 'yavaş yemek', ikincisi hamburger. misal 400 v üç fazdoğru 400 v dc hisli uçurum farklı; 80 oldu mu asıl derdindi zaten. sonuç: marka fanatizmine gömükmenine gerek yok.
  9. ac şarj dediğin aslında arabanın içindeki şarj cihazına işi yaptıran yavaş yol, dc'de ise aküyü direkt dolduran hızlı yol. yani biri ev priz tarafı, öbürü dinlenme tesisinde yarım saatte depoyu fulleyen standart.
  10. ac tarafı prizden geleni arabanın içindeki şarj cihazına bırakır, dc tarafı ise doğrudan bataryaya yüklenir; biri gece boyu yavaş yavaş şişer, diğeri molada elini çabuk tutar.

    bu tarz şeyleri karıştırınca "niye evde 10 saatte dolmuyor" diye panikleyenleri görüyoruz, menzil kaygısı dedikleri şey aslında kablo okuryazarlığı eksikliği çoğu zaman.