• bugün (102)
  1. menzil kaygısı deyince ikiye ayırıyorum: gerçekten 600 km yol yapıp şarj derdini yaşayanlar ve evinde işinde şarj edip senede bir uzun yola çıkanlar. ikinci grup çoğunlukta ama sesi birinci gruptan az çıkıyor. elektrikli araç aldıktan sonra fark ettim ki asıl kaygı menzil değil, şarj istasyonunda sıra beklemek. hele ki bir de o sırada arkanda dizel ordusunun abilerinden 'ee şarj mı doluyor' esprisini duyduysan...

    yine de şunu söyleyeyim, bu araçlar günlük kullanım için fazlasıyla yeterli. insanların çoğu zaten günde 30-40 km yapıyor, haftada bir şarja takıyorsun ve hayatına devam ediyorsun. menzil kaygısı bir süre sonra yerini 'acaba şarjda yüzde kaça kadar beklesem sıkılmam' kaygısına bırakıyor ki bu çok daha yönetilebilir bir şey. bakınız bakınız şarj istasyonunda geçen süre
  2. zannetmiyorum. 30 bin km'lik tesla tecrübemle söylüyorum, kışın bir de şehirlerarası yaptın mı o menzil hesabı başka yerlere gidiyor. (bkz: menzil kaygısı gerçeği)
  3. yalan. iki yıldır togg t10x kullanıyorum, duruma göre çok gerçek. antalya işi oldu mu gece aklım kalıyor 180km kala mola vermeli miyim diye. ama şu da var: işi bilen daha önceden şarj noktasını hesaplıyor. ayak hesabı yapınca bence insan sabrediyor, motor işi sessiz bitmiyor. tam menzil aslında mottosu, arazi koşullarına takılmış bir istatistikten ibaret.
  4. şu menzil kaygısı işini bi çözelim. ben 3 senedir elektrikli kullanıyorum memlekette, ilk zamanlar bende de vardı bu korku. ama alıştıkça görüyorsun ki o korku tamamen kafada bitiyor. haa yok ben sürekli izmir trabzon yapıyorum diyorsan o başka ama gunluk kullanimda hic sorun yasamadim. şöyle söyleyeyim: arac 350 km menzil verse sen 500 km yol yapacaksan, bi kere şarj edersin 15-20 dk. o esnada çayını kahveni içersin, yürüyüş yaparsın, işin bitince yoluna devam edersin. samimi olayım, bunu yapmayacak ne var? illa ki insan alışıyor, şarj ağı geliştikçe de sorun kalmıyor. türkiye'de şarj ağı hızlı gelişiyor, iki sene öncesine göre ciddi fark var.